Büyük eksiklik giderildi…:)
Evimizde bir kirpimiz eksikti, bu sorunumuz da halloldu :)
Koyevinde gezerken bulduk, parmak cocugun arabasina attik getirdik. Yavru galiba. Eve intibakta zorluk cekmedi çünkü bilin bakalım neyi severlermiş bu keratalar:
KEDİ MAMASI :)
Bebecikten güzel haber getirdim…:))))))
Hep çıkışta olan ve 900e ulaşan değer ilk defa azalma göstermiş. Hem de ne azalma. 500′e kadar inmiş. Doktor amcalarına, hemşire ablalarına gülücükler saçıyormuş. Ne kadar ne kadar ne kadar ne kadar ne kadar mutlu olduğumu anlatamam. Bu arada devletimiz de güzel haber vermiş. Bebeciğin ve refakatçisinin yurtdışındaki tümmm masrafları 3 ay karşılanacakmış. Gidecekler muhtemelen ona ileride faydası olabilecek ipuçları almak için ve bu durumun neden kaynaklandığını öğrenmek için gidecekler.
Bebeciğin annesi, telefonda muhteşem haberi verirken yoğun bakımda şifaya başladığımız ilk gecenin dönüm noktası olduğunu söyledi. Hemen sabahında değişmeye başlamıştı birşeyler zaten dedi. Ben içerideyken dışarıda onun elleri ateş gibi olmuştu zaten. Şunu düşündüm. Seneler önce bir gün parmağını yakıyorsun. Ve seneler sonra o parmak yanması belki de senin hayatını kurtarıyor. Demek istediğim şu. Seneler önce elini yaktığında ben şifa uygulayarak hemen iyi olmasına vesile olmuşum ve bu parmak yarasından aklına gelmiş bu frekansa başvurmak. Kader işte naparsın… Hepimize çok kıymetli dersler var bu serüvende. Yeni kitabımızın ilk okuyucusu oldu öncü bebek. Ne kadar ne kadar ne kadar ne kadar mutlu olduğumu anlatmam.
-bu sefer keyfimden çaldırıyorum site sirenlerini :)-
:sevgiyle
Yazıdan sonra bebecikten koccaman bir gülümseme haberi geldi…
Kardeşe selam…
Bu yazıyı kardeşime söz verdiğim için yazıyorum, akşam yanına refakatçi olarak gittiğimde diyeceğim hikayeni buRAK’a anlattım ve eminim algı sıkıntısı var deseler de beni anlayacak. Kardeşimin 8 gün önce bir pıhtı sol beynini etkiledi, algı, konuşma ve vücudun sağ kısmı şimdilik işlevsiz, ödem yaptı kafatasını açtılar, çok şükür dün gece yoğun bakımdan çıktı. Konuyu internetten araştırınca Jill Bolte Taylor adında bir bilim insanının yaşadığı aynı olayın hikayesini dinleyince bu hastalığın (hastalık demek ne derece doğru bilmiyorum) tam kardeşime uygun bir şey olduğunu anladım, hani bir liste verselerdi eline burdan bir hastalık seç eminim o bunu seçerdi.
Çünkü beynin sağ yarısı sürekli ben diyen bir yer, sol yanı ise biz diyen bir yer. Sol yarı küreyi kullanan bir daha sağ yarı küreyi istemezmiş, sonsuz özgürlüğün, evrensel bütünlüğün, dar bedenden bağımsız hissedildiği bir durummuş. Ama öte yandan yaşı genç, bir anne, sorumlulukları var bu tarafta. Bize tam dönüş süreci ne kadar olur bilmiyorum ama döndüğü zaman müthiş tecrübelerle dönecek merakla bekliyorum bana anlatacaklarını ve kazandıracaklarını. Ben onun ablasıyım ama Tanrı’nın doğum günü’nü anlamamı sağlayan ve benden daha başarılı yaşayan O. Yanılmıyorsam buraya yazardı. Tarzından anlar sorardım bu yazı senin mi diye, akşama sevinecek biliyorum. Herkese çok sevgilerimle.
*****
Tanrı’nın doğum günü ailesi adına bu enteresan olguyu deneyimleyen bu kardeşimin Ben-Biz konusundaki, yeni bakışını öğrenmek, bu maceranın gezi notlarını okumak için sabırsızlanıyorum. Söyle ona lütfen. Şimdi de ben onu okumak istiyorum. Geçmiş değil yolu açık olsun. Yeni bilinci hayırlı olsun diyorum.
:sevgiyle
Evlat kaybı… Bir meleğin hikayesi…
Merhaba buRAK özDEMİR. 19 martta 9 yaşındaki oğlumu kaybettim. 5 -6 yaşından beri sürekli olarak bana, Anne ben bu dünyaya ait değilmişim gibi hissediyorum, içimde öyle bir his var diyordu ve bunu son zamanlarda daha fazla dile getirmeye başlamıştı. Hislerinde yanılmamış biliyormuş. Bartu çok özel bir emanetti, ait olduğu yere geri döndü. Hayatıma girdiği için, onu kısa birsürede olsa yaşayabildiğim için, onun annesi olduğum için kendimi şanslı sayıyorum. 19 gün içinde herşey olup bitti. Bartu artık yok. Ama nasıl olduğunu bilemediğim bir güç ve sabırla yaşadım bu acı kaybı. Aynı günlerde levhi mahfuzla tanıştım. İki arkadaşım da aynı kitabı getirdi ve mutlaka okumamı istedi. Levhi mahfuz’la birkez daha huzur ve güç buldum. Henüz bitirmedim. Zaten bitmesini de istemiyorum. Hep yanımda olmasını istediğim bir dostumla konuşur gibiyim okurken. Senin kadar mükemmel anlatamasam da bu güzel kitabın içindeki ışığı, kendimce paylaşmaya çalışıyorum çevremdeki herkesle. Nasıl güzel bir kalp, nasıl güzel bir ruhtur ki sendeki; Bu kadar samimi anlatmışsın. İyi ki varsın iyi ki yazıyorsun…
*****
Evlat kaybı yaşamış, bu acının üstesinden bir şekilde gelebilmiş ruhların çok özel çok ileri ruhlar olduğuna inancım bir kez daha arttı. Böyle bir durumda, pozitif enerji yayıyor olabilmek tam bir mütekamil bir ruhun işi. O tarifsiz acının içinde bir güneş gibi doğduğunuz hepimize bu soğuk sabahta. Saygıyla eğiliyorum önünde. ‘Cennet annelerin ayakları altında’yı farklı hissettim şimdi. Anneler, o muhteşem tanrısal gönülleriyle, kolaylıkla ulaşabiliyorlar Bartu’ların yeni yurduna. ‘Ait olduğu yere geri döndü.’ bir dilek değil, çok sağlam bir istihbarata dayalı bir bilgi olarak titreşti bende. Bu kardeşimin resmini telefonuma yükledim. Uzun uzun baktım. Halâ öyle ışık saçıyor ki. Böyle bir güzelliğin vardan yokolması mümkün olamaz. Bu karanlık gezegenden göç etti. Ve sana katılıyorum annesi… O şu an ait olduğu aydınlıkta…
:sevgiyle

Enerjinin isim adres bilgisi…
Bütün Reikicilerden gelen ortak soru enerji yollamak için bu bebeciğin ismi ve yer bilgisi nedir şeklinde. Bu dostlarıma bir latife ile seslenmek istiyorum:
Hayrola dostlarım, kargo mu gönderiyoruz :)
Dua dileklerimizi onun etine değil güzel ruhuna gönderiyoruz. Bebeciğinin ruhunun adını da bilmiyorum, sonsuzluğun içindeki lokasyon bilgisini de. Tek bildiğim gönül frekansı üzerinden dünyada ulaşamayacağımız hiç kimsenin olmadığı.
Bebeciğin son durumuna gelince. En azından annesi çok daha iyi şu an. Daha dik ve yüzü gülebiliyor herşeye rağmen. Bebecik de daha enerjikmiş eskiye nazaran. Fakat alamet yani ishal, artarak devam ediyor. Literatüre geçmiş maksimum değer 700. Bizim bebeciğin ishal değeri ise maalesef 800…
Ambulans uçakla yoğun bakımda yurtdışına gidiş gibi astronomik bir bedeli devletimiz her vatandaşı için zaten karşılıyormuş. ‘Burada tedavisi yok.’ belgesi yeterliymiş. Bu güzel haber. Diğer ayarlamalar da yapılmaya çalışılıyor ivedilikle. Yurtdışındaki hastanenin astronomik masrafları konusunda da bir nebze de olsa, bir karşılama olabilir mi çabaları var. Bu noktada sorun şu. O aşamada kurallar biraz daha katı. Kağıt üstünde tedavisi var gibi görünüyor ancak bu tedavi ülkemizde uygulanıp da hayatta kalan bebek yazık ki yok. Zamanla yarış devam ediyor bir yandan. Ben herşeye rağmen bebeciğin iyileşeceğine ve anneciğine babacığına gülücükler atmaya kaldığı yerden devam edeceğine inanıyorum. Bu arada şimdi aklıma geldi. İsme ve lokasyona enerji olgusuyla ilgili sıradışı bir duruma sahip bu bebecik. İsim verseydim, ismi değişti. Adres verseydim, adresi değişiyor. Dileklerimizle erişemeyecek miydik ona? Kargomuz bize geri dönmeyecekti elbet. Ben şimdiden, gönlünüzden yükselen o saf enerji için hepinize teşekkür ediyorum. İnşallah güzellikle büyür, kendisi de eder :)
:sevgiyle
Levh-i Mahfuz okuyucu yorumu…
darmadağın olmak istiyorsan bu kitabı OKU….
hayatının allak bullak olmasını istiyorsan bu kitabı OKU….
önyargının paramparça olmasını istiyorsan bu kitabı OKU….
televizyonlarda hindi gibi kabaran 35 mt sakalı olan güya din alimlerinin söylediği
hatta bazen kendilerinin bile anlamadığı dini bilgileri anlamıyorsan bu kitabı OKU….
mutsuzsan,arıyorsan,daralıyorsan,anlaşılamıyorsan bu kitabı OKU…
KORKMUYORSAN bu kitabı OKU….
Levh-i Mahfuz okuyucu yorumu…
Merhabalar buRAK kardeş… Levh-i Mahfuz kitabını bitirmek üzereyim fakat bende bitmek üzereyim beynim artık kulaklarımdan akıp gidicek diye korkuyorum…
…
Sevgi nedir?
Bir soru sorduğumda cevabını bulabilmek için öncelikle bana bu konuda çevremin, tarihin , tüm ders kitaplarımın, ahlak kurallarının medya öğretilerin ne dediğini bırakarak sorgulamaya başlamayı öğrendim. En büyük yol göstericimin daha önce deneyimlediklerim ve iç sesim olduğunu fark ettim.Bana sevgi olarak sunulanların bende bir alışmışlık ve daha sonrada tatminsizlik duygusu yarattığını fark ettiğimde karar verdim bunlara. Kendini suçlamanında depresyondan başka bir şey getirmediğini görünce ondanda vaz geçtim. Ne yapmalıyım diye düşündüğümde, soruyu sorup beklemeye karar verdin. Cevabında uygun zamanda en güzel anda geldiğini fark ettiğimde ise her şey kolaylaştı.Sor ve bekle oyunu oynadım. Cevap hep vardı ama ben sormadığım için fark edemiyordum sanki.Aynı soruyu soran insanları zaman zaman fark ediyordum cevabı onlara söylediğimde ya anlamıyorlardı ya da başka şeylar anlıyorlardı.Sonradan onlarında anladıklarının doğru olduğunu anladım.Sorular aynıydı ama cevaplar dünyadaki insan sayısı kadardı.Ne güzel değilmi herkes doğru. Ama herkes öbürüne göre yanlış.
Soruyu sorduktan sonra ikinci olarak kendini yargılamayı bırakacaksın.Gözünü açacak ve sabırla günlük işlerini sanki ilk defa yapıyormuş gibi yapacaksın. Cevaplar genellikle çok eğlenceli olarak gelir.
Şu andaki daha sonra değişmeyeceği garanti edilemeyen benim sevgi kavramından anladığıma gelince;
-kendini sevmeden kimseyi gerçekten sevemezsin,
-önce kendin özgür olacaksın sonra sevdiğini özgür bırakacaksın
-karşılıklı, eşit ve bedelli olmayacak sevgi,
-sevdiğinin seni düşünmek zorunda olmadığını bile bileceksin
-beklentin olmayacak
-başta kendini sonra onu yargılamayacaksın
-kelimelerin duygularını tam olarak ifade edemeyeceğini bilerek anlamadığın yada yanlış anladığın şeyleri soracaksın
-karşındakinin sen olmadığını hiç bir zamanda olamayacağını bilerek zorlamayacaksın, aynı olmak mümkün değil.Aklıma gelenler ya da farkında olduklarım bu kadar şimdilik.
Bunlar ne kadar zormuş diyenler olursa,kendimi mutlu ettikçe kimseden bir şeyler beklemeden pek çoğunu yapabildiğimi gördüm.Yapamayıp olay çıkardığımda da kendime kızmadan yeni sorumu sorup, cevabımı bekleyip, tanımıma yeni kavramlar ekleyip yoluma devam ettim.
Tanrı’nın doğum günü ile tanışma hikayesi…
Yil 2008 Edirne nin Saroz korfezin de Erikli sahil kasabasinda gezerken bir aksamustu kitap standindan birkac kitap almaya karar vermistim.Cadirdan kurulma kitap standlarinda dolasirken hava da iyice kararmaya baslamisti.Iceri girer girmez bir kitap aldim elime ismi “Tanrinin Dogum Günü” idi.Hangi dusuncelerle kitabi yerine koydum bilmiyorum ama hemen kitap kurdu arkadasimi arayip ona sormak istedim hangi kitaplari bana onerebilir diye.O zaman oldugu gibi bu zaman da cok satan spritüel kitaplar modaydi ve arkadasimin bana onerdigi birkac isimden sonra telefonu kapattim.Tam o sirada elektrik kesildi.Cam kapi olmadigi icin icersi karanlik olmasina ragmen disardan gelen mehtabin isigiyla cok az gorunen kitaplara goremesem de bakmaya devam ettim.Iste ne olduysa orda oldu.Ve ikin kez “TANRININ DOGUM GÜNÜ” elime gecti.”Yine mi bu kitap diye onyargili bir sekilde arka kapagini okumak uzere elime aldim.Elektrik 1 dakika icinde geri gelmisti.Kitabin arka sayfasinda Elif Lam Mim gibi Kuran la ilgili cumleler olunca onyargili zihnimle “amaaan gene mi din”deyip tam birakirken kitap reyonunun sahibi bu kitabin benim dusundugum tarzda bir kitap olmadigini cok ama cok degisik bir icerigi oldugunu soylese de “su siralar dinle ilgilenmiyorum deyip kitabi yerine koydum.Tekrar arkadasimi arayip onun veridigi kitaplarin burda olmadigini ama elime bir kitabin gectigini okuyup okumadigini sorunca “Al oku,okumay adeger bir kitap” deyince tam da o sira da elektirklerin tekrar kesilmesinin de katkisiyla (takdiri ilahi:) ) karanlikta kitap aramaktansa “Tanrinin Dogum Günü “kitabini almaya kara verdim.Hotelime gelip lobi de icinden önsöz haric 6-7 sayfa okuyunca “Aman Allah`im iste bu benim aradigim kitap;bu benim dusledigim Kuran;bu benim Hayal ettigim Tanrim”cumlelerini kurarken buldum kendimi.I:)Ondan sonra tatil icin geldigim esimle o 4 gunluk zamanimin cogunu kitbimizla birlikte gecirdim.Esimden ona zaman ayirmadigim serzenisleri arasinda nerdeyse gunun cok ama cok buyuk bir bolumunu kitabimizi okuyarak gecirdim.Inanilmaz bir tatil oldu benim icin o yaz.Bu kitaptan o kadar cok genis ve derin bilgi edindim ki;ama ilk ogrendigim sey önyargilarin ne kadar kötü birsey olduguydu.Bizleri sevgi dolu Tanrimizla ve hakikatle bulusturdugun icin sana ve Dona ya sonsuz tessekkurlerimi sunuyorum.Iyi ki o yaz tatile Erik liye gitmisim.Tdg ailesini cok seviyorum….


