Sembol tedavisi…

Şifa sürecinde kullanılan Reiki sembollerinin nasıl çalıştığının sırrını ve insan beyninin bu süreçteki rolünü içeren, hayat değiştireceğini tahmin ettiğimiz bilgi,
yeni kitabımızdaki yerini almıştır. Yolu spiritüel sembollerle kesişen tüm ilgililerin bilgilerine sunulur.

:sevgiyle

Daha önce adının Fırça olduğunu duyurduğumuz kedimizin ismi, görülen lüzum üzerine ZİBİDİ olarak değiştirilmiştir…:)

Bu kitapla tanıştığım gün benim de doğduğum gün oldu. Daha ne diyebirimki. Hep evrende bir kum tanesi olduğumuz söylenirdi. Bu da bende değersizlik hissi uyandırırdı. Oysaki her insanın bir evren olduğunu öğrendim. Kendimi tanımaya başladım. Kendime gelmeye başladım. Bu bilgileri bana buRAK özDEMİR aracılığıyla ulaştırdığı için sevgili Allahıma teşekkür ediyorum.

NBA…

Sana, bahar a ve evinizin neşe kaynağı bebe Burağa sağlıklı ve huzur dolu günler temennisiyle…
Bu sabah takvimi karıştırdık az biraz nostalji yapalım dedik ama bir dip not çıktı karşımıza.
” NBA’yı yazmaya karar verdim. Radikal bir karardı bizim için. Dün nihayet verdim efendim. Not ediim bu kararı aldığım tarihi bi kenara dedim. Baktım ki tarih 28.08.2008. Unutulacak gibi değil yani : )”
düşün düşün yoksa unutkanlık mı başladı Tanrım derken, sana sormak kolayımaıza geldi
*****
NBA bir İslam kişisiydi. ‘Sus’ mesajı vermeye hazırlandık onun şahsında. Sonra bu mesaj, Levh-i Mahfuz’da daha da gelişerek yer aldı. O bir çıkış noktası oldu. Fakat Allah’ın işine bakın ki, Levh-i Mahfuz’dan sonra NBA gerçekten de sustu. Levh-i Mahfuz’dan sonra birer birer susmaya başlayan dinadamlarını, herşeye rağmen bir yerlerden gelen fısıltıları duyabiliyor olmalarına dayanarak olumlu bir puan olarak yazabiliriz.
:sevgiyle
Not: Bu harflerle başlayan isim olasılıklarını aramayın. Uzun sürer :) İsim soyisim değil.

taksimdeyiz. akm’nin arka tarafındaki otobüs duraklarında beklerken bir güzel geldi yanımıza. etrafımızda dolandı. kucağımıza çıktı. burnundan kaşlarının arasına kadar olan kısmı, boynu, patileri ve kuyruğunun ucu kar beyaz, kalan kısmı kapkara olan bir güzellik. yuva arar gibiydi kendine. bir kedi yavrusu bu kadar mı insancıl olur? bundan böyle beraber yaşayabileceğimize inandım. hepimiz çok sevdik ve otobüse beraber bindik. fırça’ya çok benziyor. kocaman kulakları var. yolumuz uzundu ve marketler kapanmak kapanmak üzereydi. o anki tek dileğimiz, otobüsten indiğimizde ona mama alabilecek vaktimizin olmasıydı…
yol boyunca adının ne olabileceği konusunda birçok fikir yürüttük. çok güzel isimler bulduk ve sonunda karar verdik. onun adı GUNDİ oldu. farsça ve kürtçe’de “köylü” anlamına geliyormuş. gundi efendi :)
markete yetiştik ve mamasını aldık güzelimizin. sonra eve gelip karnımızı doyurduk. ılık suda bir güzel çıpı çıpı yapıp kirlerimizden arındık. temiz pak olduk. keyfimiz yerinde. herkes yeni halinden memnun :) fırça’ya (ben kömür demiştim) talip olmuştum ama benim kısmetim gundi, gundi’nin kısmeti de benmişim. bu kader ortaklığı için başta Tanrım olmak üzere herkese ve her şeye teşekkür ederim.
gundi şimdi yanıbaşımda mırıl mırıl uyumakta. halinden memnun görünüyor çok şükür.

Benim adım Fırça…

20110519 180542 Benim adım Fırça...

Sarsıcı bir hayatın hikayesi… Mutlu sona eren… Levh-i Mahfuz okuyucu hikayesi…

Merhaba buRAK,
Kitabını okumaya başladığım andan beri tüylerim diken diken dolaşıyorum, her an ağlayabilirmişim gibi gözlerimde bir ağırlık
iyi ki yazmışsın
iyi ki okuyorum
hayatım biraz karışık benim
x sitesi:
burda biraz özetlenmiş gibi
Kitaplarını okuyup güvendiğim doktorum XX bana sen borderline sın bunlar 30-35 e zor gelirler genelde intihar ederler sen de biran önce kendini de beni de kurtar dedi..
başka doktorum var artık
X yaşındayım kızım X yaşında
hep aradım
benim yapmam gereken bişey var ama bu yaptığım şey o değil
diye başladım yaptım bıraktım
kendimin dışında aradım
X yılında tarikatına katıldım
herşeyi cennete girmek için yapıyorlardı
birilerinin cehennemde olduğunu bilenin
cennette nasıl huzurlu olabileceğini sordum
cevap yok..
zikir ve ibadetle yükselme katlarından bahsediyorlardı
çok yüksek makama gelenler yükselebiliyorlar diyorlardı
ben de tırnağımın içine iğne batırıp o acıyı hissetmemeyi öğrenmeye çalışırken yükselebildiğimi gördüm
ama hiç zikir ve ibadet yapmadım dedim
beni ordan uzaklaştırdılar
X yılından beridir sürekli antidepresan kullandım
ruhumun bana gösterdiği aydınlıkları sonunda hep mutsuz oluyorum diye
kişilik bozukluğuna yorumlayıp kimyasallarla bastırdım
kitabınla tanışınca ilaçlarımdan kurtulmam gerektiğine inandım
1 hafta içinde yüksek sayılabilecek bir dozu azaltarak bıraktım
kitabın olmasa şimdi yoğun şekilde intihar senaryoları yazıyor olurdum
ama şimdi içim öyle aydın ki..
durmadan ağlıyorum
iyi ki yazmışsın çok sıkı sarıldım sana
umarım karşılaşırız bigün..
*****
Bu dostumuza bizler de sımsıkı sarıldık. Hayat hikayesiyle ilgili verdiği link de yukarıda yazdıkları kadar sarsıcıydı. Dostumun hayat hikayesiyle iftihar ettim. Geldiği yer itibariyle. Artık o günler geride kaldı. Onun o yepyeni hayatını selamlarım. Herkesin sarılabilmesi için hayat hikayesinin kısa bir özetini, milyonda bir de olsa onun kimliğinin anlaşılabilmesi ihtimalini ortadan kaldırarak, ayırd edici detaylarını x’leyerek paylaşıyorum. Eminim ki, yaptığı bu açıkyürekli paylaşım yaralarının iyileşmesini çok daha hızlandıracaktır.
Herkese sevgiyle ama en çok da ona.
:sevgiyle
*****
—Levh-i Mahfuz öncesi dönemden bir kesit—
16 yaşımda anne ve babamı trafik kazasında kaybettim, babamın arkadaşı bana babalık yaparken benimle cinsel ilişkiye girdi ve bunu benimde istediğime inanmamı sağlamak için akıl almaz senaryolar üretti. bu olaydan sonra tüm terslikler türk filmlerini aratmayan olaylar yaşadım sürekli birilerine güvenmeye çalıştım ama her seferinde sonuç aynı oldu. Suçlu olduğuma inandım ama nedenini bilmiyordum bir günah işlemiştim ve cezalandırılıyordum. Bir süre sonra ne kadar acı çekersem cezam o kadar çabuk bitecek diye bir çözüm ürettim kafamda kendi kendimede ceza vermeye başladım “tırnak içine iğne batırmak ,…” canımı acıtıyordum.
Bir gün delirdiğimi düşündüm ve psikiyatra gittim borderline kişilik bozukluğu dedi tofranil ve xanax kullanmaya başladım bu XXX yıl kadar sürdü bu süre içinde insanlara hayır demeyi öğrensemde başladığım hiç bir işi bitiremedim, üniversiteye başladım yarım bıraktım, işe girdim ayrıldım, evlendim boşandım
o günden bu güne XXX yıl geçti ama ben hala kendime güvenmiyorum, hayatımda hep bir koruyucum olması gerektiğini düşünüyorum, bu bağımlılık yüzünden sürekli aldatılıyorum. Kendimi değersiz görüyorum, yaptığım hiç bir şey beni tatmin etmiyor, ben yapabiliyorsam kolaydır düşüncesinden kurtulamıyorum bu da başkaları tarafından fark edilince haksızlığa uğruyorum analitik psikoterapi denedim ama ne sabrım ne de param yetti. İlaç kullanmıyorum. Aldatıldığım zamanlar hariç o dönemi xanaxla atlatabiliyorum. Çok yoruldum yardım …
*****
Ne güzeldir ki yardım feryadına bunları yazdığı siteden değil ‘başka bir yerlerden’ bir cevap gelmiş. Bir el uzanmış bir ona. İyi ki uzanmış. Kendine hep iyi baksın. Hep böyle olsun. Şu anda hepimizi aydınlatan bu ışığının sönmesine müsade etmesin.
tekrar;
:sevgiyle

23 Nisan – 19 Mayıs – Yeni Kitap…

Yeni kitabın 23 Nisan’a yetişmesine niyetliydim. İyi ki uzun sürmüş dedirtecek bir muhteviyat… Gelegelelim 19 Mayıs’ı da pas geçtik. Şimdi aklımda şu var. İster misin bu kitap 29 Ekim’e anca yetişsin…
Hayatın hangi sürprizi, karşına neden, nasıl ve ne zaman çıkaracağını bilemiyoruz…
:sevgiyle

Meleğin ardından…

Yıllar önce gördüğüm rüyayla başlamalıyım sanırım.pencereden dısarı bakıyordum.bir melek kucagında bir erkek çocuğuyla geldi.henüz 9 yada 10 aylık filandı.üzerinde mavi giysiler vardı.öyle güzeldi ki.bana doğru uzattı bebeği bak bu senin oğlun der gibi.o güzel bebek gözlerini benden ayırmıyordu.gülümsedi ve anne diye seslendi bana.öyle bir sevgi dolmuştu ki içime oğlum diye ağlamaya başladım.uyandım birden.hala oğlum diye ağlıyordum.bundan 5 ay sonra hamile kaldım.ama hep biliyordum oğlum olucağını.hiçte şaşırmadım doktor cinsiyetini söylediğinde.aynı güleryüzlü sevimli bebekti doğduğunda kucağıma aldığım.her zaman tek oyuncağı kılıç oldu.başka hiçbirşeyle oynamadı.Bartu oyunlarında hep savaşçı bir kahraman oluyordu.5 yaşındaydı sanırım.Milet harabelerinde fotoğraf çekmek için ısrar etti bir arkadaşım.ilk defa gittik Milete.Bartu babasını elinden tuttu ve gel sana burayı gezdireyim baba dedi.anlatmaya başladı.boş bir alanda durdu ve burda toplanır savaş kararları alırdık dediğini duydum.sonra gözden kayboldular.yarım saat sonra geldiklerinde eşimin yüzü bembeyaz olmuştu.ne olduğunu sorduğumda Bartu burda yaşamış gibi beni gezdirip heryeri bana anlattı dedi.karışık biryerdi orası.merdivenlerden indirmiş. zindanların yerlerini göstermiş.burda tutardık esirleri demiş. buraya gemiler gelirdi diyede eklemiş.Miletin tarihine baktığımda oranın bir liman şehri olduğunu öğrendim.şu anda orası denize epeyce uzak.yine birgün odasına gitti ve geri geldiğinde üzerindekiler roma dönemindekilere benzerdi.bir örtüyü tek omuzundan bağlamış kollarına boynuna başına birşeyler takmış…cok sasırmıstım.tek başına bunu nasıl yaptı bilmiyorum.derken balkona cıktı ve yoldan gecenlere seslenmeye başladı.ey halkım artık kralınız benim.hiç korkmayın bundan sonra savaş yok.barış içinde cok mutlu yaşayacaksınız.iceri girmesini söyledim .fakat o ısrarla hayır anne bilsinler söylemem gerek diyordu.onu duyduklarından emin olunca bitirdi ve iceri girdi.sadece bir oyundan mı ibaretti yaptıkları bilmiyorum. .bundan sonrakini biliyorsun zaten.ben bu dünyaya ait değilim sözleri.böyle bir anımız olmadı tekrar.hastalanmadan 2 ay öncesi gibiydi.bana reenkarnasyona inanıp inanmadığımı sordu.sen nerden biliyorsun bunu dedim biliyorum işte dedi.kuzenine de aynı soruyu sormuş.inanıyorum reenkarnasyona dedi.ve onada bana söylediği gibi tekrar dünyaya gelirse yine bizim cocuğumuz olarak doğmak istediğini söylemiş.son olarakta hastanede yatarken ameliyatından önceki gece birden artık ölmek istiyorum ben bu hayat cok sıkıcı bana hiç keyif vermiyor dedi .ameliyattan filan da korkmuyordu.karısık anlattım ama bu kadar toparlayabildim.Bartu hastanedeyken bir arkadasım rüyasını anlattı.yanındakilere peygamberi gördüm diyormuş.ona inanmamışlar sanamı görüncek peygamber diyorlarmış.o sırada biraz ileriyi gösterip bakın işte peygamber geçiyor diyormuş ve peygamber diye gösterdiği kişi Bartuymuş.ertesi sabahta Bartu bu dünyadan ayrıldı.sana anlatmadan duramadım.hele ki Levhi Mahfuzu okuduktan sonra mümkün değil bu anıları kendime saklayamadım.Bartunun yaramazlıkları işte deyip geçemedim.eminim ki sizlerle buluşmamı Bartu istedi.sevgiyle aydınlattığın bu büyük aileye dahil olmak ne güzel.çocuğundan ayrılan tek anne ben değilim ve ne yazık ki son da olmayacağım.bunu yaşayan tüm anneler için tek söyleyebileceğim cocuklarımızla tekrar buluşacağımız güne kadar sabır sabır sabır…..

merhaba…kitabinizi kendimce bir sinav olarak gordugum cok yakin bir zamanda bir arkadasim vasitasiyla tanistim.Tanrinin dogum gununu bitirdim.sayenizde zaten farkli dusunen ve aykiri bir anlayisim varken simdi bu daha net bir anlam kazandi kendi benligimde…bu konulari nasil bu kadar net ifade edebildiniz…benim gibi cogu insana da ulastigina eminim.simdi peygamber cocuklar kitabina basladim.kitap hic bitsin istemedim ama okumaktan da kendimi alamadim.bu zor zamanimda bana gercekten cok yardimci oldunuz.cookk tesekkurler.benim size ulasmakta ki sebebime gelince, ben yabancilarin oldugu bir ortamdayim.yurtdisinda degilim yanlizca is ve sosyal cevre arasinda boyleyim.ingilizcem akici ve iyidir.islam ile ilgili on yargili konular gelince yeteri cevabi verecek ( hele kitabtan sonra ) lisanim var.benim sorum bu kitaplarinizin bir ingilizce cevirisi mevcut mu ya da olabilir mi?Avrupa Amerika ve yabancinlarin Islamiyeti bir teror mantigi olmasindan ote baska sizin kitabiniz kadar iyi ne anlatabilir onlara…Kuran in ne oldugunu yaradilisin ne oldugunu ogrenseler ya da farkinda olsalar iyi olmaz mi?benim ki yanlizca bir fikir idi?cevap alabilirsem sevinirim..bu sirada hicbir zaman dinci mantigi ile yaklasilan bir yapim olmadi olamadi o yuzden cogu sey gibi bu konuya da ters dustum..ama iyiki de oyleyim:)))

Burası Tanrı'nın doğum gün-lüğü     ...