KDR Günü yaklaşıyor…

KDR Günü ile ilgili yerinde bi soru vardı. KDR olgusu KDR gecesinden ertesi gündüze kadar mı sürüyor yoksa gündüzden KDR gecesine kadar mı devam ediyor şeklindeydi. Okuyucu ailemizin çok önem verdiği bir gün olması bakımından netleştirmemizde fayda var. Çenelerimiz 1 günlüğüne kepenk kapatacak o gün :)

Takvime gelimce. KDR, gündüzden başlıyor ve gecede son buluyor. Ramazan geceleri, oruç günlerinden bir gün erken başlıyor malum. 26. Oruç günü, Ramazan’ın 27. günü oluyor. Uzun lafın kısası aradığımız gün Cuma günü, aradığımız gece Cuma gecesi. Müslümanlığın ortak/anonim kadrinin gecesi…

Herşey bi yana, gün ve takvim kısmına fazla önem vermenin de anlamı yok. Unutmayalım.

Allah aynı tek bir güneşle
herkesin evine
ışığı
farklı saatlerle de olsa ulaştırıyor.
Karanlığın neresinde olursan ol,
Penceren açıksa,
Güneşin ışını, günün ışığı seni mutlaka bulacaktır.

:sevgiyle

Ergenus’a Kurantum İhtiyacı…

dün balkonda oturuyoruz eşim ve ben.ben kitabı aldım aramaya basladım.bu arınma ne ?medis_namaz nasıl nereden kendi içimden mi dışarıdan mı temin edecegim?kocacım gel artık sende oku o kitabı kendin için benim için degil.tamam dedi hadi o zaman dedik.balkona onun kitabını getirdim.ve bu gördügünüz küçük pervane geldi.şaşırmadık. eşim e balkonda kitabı okurken
pervanenin geldiğini söylemiştim.senin ki geldi dedi,yine korkup kaçakmısın? gülüştük.şaşırtıcı olan başımızın üstünde dönüp durması gereken pervanenin masa ya konup elleriyle
yüzünü ovalaması ,bir buçuk saat boyunca biz kalkıp oturduğumuz halde kanat bile çırpmadan kitaba adım adım yaklaşmasıydı.sonra dedım pervaneye:seni anlıyorum içimden de okusam
duyuyorsun belli ki ama elimde degil ürküyorum senden izin versen de………gitti anında
sonra dedim kendi kendime:benim ergenusa (12 yaşında harika bir çocuk)en az 3 kere söylerim bir şeyi.ergen işte anne baba sağırlığı oluşturmuş.örnek :anne biz neden müslümanız, Allah çok şanslı bir şeye ol deyince o da hemen oluveriyor değil mi?evet kızım bak levh imahfuz da diyor ki……..uf anne sen de yine levh imahfuz a bağladın.
çok doğal bunu böyle söylemesi.
o bana sormuyor ki kendine yüksek sesle soruyor,bende bana soruyor gibi karışıyorum.kendimi cami hocası gibi hisediyorum ama soruyu cevaplamadan da yapamıyorum.o bende duymak istemiyor.haklıda.
diyorum ki bir ergenus kurantum olsa; temel ihtiyaçlara cevap veren ,sevgi veren, kendi kendine öğrenmeyi öğreten,zamanı geldiginde o kitabı, kuranı merak ettiren okutan,ergenlerimize
şimdiden inanç özgürlügünü ,sorumluluk duygusunu, ahlaki ölçü belirlemeyi hisettiren ne güzel olurdu.
bu pervane onun için mi masadan kalkmadı sonra bir ricayla uçtu gitti.

Şehitkamil 20110816 00530 400x300 Ergenusa Kurantum İhtiyacı...

Şehitkamil 20110816 00531 400x300 Ergenusa Kurantum İhtiyacı...

Levh-i Mahfuz – Kurantum… Teori ile Pratik…

Sayın buRAK özDEMİR öncelikle Tanrının doğum gününü defalarca okudum gerçekten okurken insanı acabalar içinde bırakan ve birçok şeyi sorgulamayı sağlayan bir kitap bunun size bu ilhamı veren rabbime teşekkür ederim. Size 2 sorum olacak öncelikle şunu sormak istiyorum Güzel Kuran,dan ayetlere tefsırler yaptığınız son 2.2 versiyonundan sonra Kurantum çıkardınız bunun sebebi nedir kuranda hala detaylandırmayı bekleyen bir sürü sure varken güncelleme yerine niye okuyucu görüşleri olan bir kitap çıkarma gereği duyduğunuzu kusura bakmayın ama anlayamadım. İkincisi Kurantum Devrim kitabında başkasının Dertleri ile dertlenmenin bizim üsütmüze gelecek kötü olayların bizi teğet geçmesine sebe oluyor bunu anladım demişsiniz. Ben bu aşamada şunu size sormak istiyorum, insanların haklarını yiyen ve bunu yaparkende hak hukuk umrunda olmayan bir insanın başına gelecek bir ceza veya kötü olaylar için ben nasıl üzülebilrim söylermisniz bu mantığı açıkcası çok içime sindirimedim mazlumlar için evet üzülürüm onları düşünüyorum ama zalim birinin başına gelecekler için niye üzüleyim cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.

notu Levh i Mahfuz   Kurantum... Teori ile Pratik...

Levh-i Mahfuz genişlemeye elbette devam edecek. Teori başımızın tacı ve öyle olmaya da devam edecek. Sorunumuz, sizin Kuran teorisini kendi hayat pratiğinize ne ölçüde dönüştürdüğünüz. Yapılan bir matematik işlemin sağlamasını yapmak amacıyla geldi Kurantum. ‘İşte biz o teoriden bu pratiği yarattık.’ dedik. Okuyanıyla, yazanıyla, toplam bir aile olarak.

İnsanların içinde sadece teori biriktirmeye eğilimli olanlar vardır. Teori kolleksiyonerleri. Teoriyi doyumsuzca arzulamalarının nedeni onu hiç uygulamamalarıdır. Bizde ise durum biraz farklıdır. Yeni bir bilgi geldiğinde bizi çarpar. Hayatımızı kaydırır hatta. Geçici bir süre için. Biz bilgi denilen şeyi yaşarız, bilgi denilen şey bizde yaşar. Yüce Levh-i Mahfuz teorisinin, kendi küçük ve sefil hayatlarımızda yaşattıkları da haber değeri taşır. Sen de küçük ve sefil bir dünya hayatı yaşıyor olduğun için. Melek olsaydın Kurantum’a ihtiyacın hiç olmayacaktı. Ama ikinci soruna bakarak söylüyorum ki var. Hem de hepimiz kadar çok.

:sevgiyle

Levh-i Mahfuz Kurantum Okuyucu Şöleni…

“kitab”ınızı bitirdim. Tanrının doğum günü benim için de kesinlikle yeni bir doğum günü oldu.. ne kadar teşekkür etsem az.bugün tevbe günü. bugün arınma günü.

hayat bi film gibi ; gösterilen her şeyin bir anlamı var… aslında önceki hayatın şimdiye yansıttırdıklarıyla ilgili size söylemek istediğim şeyler yok değil.yine de beni anlayabilen birinin bir yerlerde bu mucize için çabalıyor olduğunu bilmek kesinlikle bana yetiyor. ruhumu olgunlaşmış hissediyorum. algılarımın farkındayım. çevremdeki birçok insandan farklı düşündüğümü biliyorum. sanki onlardan bir gözüm fazlaymış gibi :)

her insan yeni yeni konuşmaya başlayan çocuklara karşı “şimdiki çocuklar bi fena” duruşu içindeler. bu dünyaya boşuna gelmediğimi hissediyorum , bi amaç uğruna yaşadığımı da.

kurantum kuran-ı devrim’e de dün kavuştum. ve onu öpücüğe boğdum. :)

böyle olduğunu biliyordum ; Tanrının bana öfkelenmediğini ve beni benden daha çok sevdiğini. süprizlerle beni mutlu ettiği için kalıplaşmış sözler yerine içimden geldiği gibi ona sevgi dolu sözcükler söylememin onu daha çok mutlu ettiğini biliyordum.
içimden bi ses islamın sadece belli şartlara bağlı olarak yaşanmaması gerektiğini söylüyordu ve bişeyler aradım bunu kanıtlayacak.sürekli sorguladım. sonra pes ettim ve en büyük boşluğumu yaşarken daha sıkı bağlanmamı sağlayan kitaplarımla tanıştım.
seni çok seviyorum Tanrım.
buRAK abicim ; seni ve herkesi de.

ruhunun fısıltısının daimi olması dileğiyle..

BİR İNDİGO.. :)

Cevap…

Verilen cevabın içindeki ”bir okuyucumuz tefsir edilen ayetlerden birinin çevirisini hiçbir mealde bulamamış” denilen kişi benim sevgili dostlarım.. Ben, o tefsiri, arkadaşlarım, eşim, dostlarım okuduktan sonra onlara yeniden okuduğumda ve devamını da yine kendileri gibi onlara okuduğumda.. ne düşünüyorsunuz dedim.. onlar da bana böyle bir şey olabilir mi?? biz hiç öyle anlamamıştık dediler..bunun üzerine onlara dedim ki ”ilk okuduğumda ben de öyle anlamamıştım”. Ve aslında herşey apaçık değil mi? Sizce bu durumda bu ayeti ve tefsirini anlayamayışımızın nedeni zeka olabilir mi? Hayır hiç alakası yoktu sevgili dostlarım:)) Aynen Matrix filminde Morpheus’un Neo’ya onu matrix’ten çıkardığında söylediği gibi.. AKIL BİRTAKIM GERÇEKLERİ BELİRLİ BİR OLGUNLUĞA GELMEDEN FARKEDEMİYOR.. FARKETTİĞİNDE DE HAZMETMEK GÜÇ OLUYOR VE GERİ GİTME İSTEĞİ CİDDİ BİR BİÇİMDE AĞIR BASIYOR..Sevgiyle, sevgili ağabeyime sonsuz sevgiyle..

Kurantum…

Merhaba güzel oğlum. Uzun zamandır yazmıyordum ama sanma ki seni, kitaplarımızı ve yazdıklarını unuttum. Seni yazıyordum. Seni; TANRIM’ la olan konuşmalarınızı farklı yerlerde yazıyorum kadın ilmihalleri adı altında yalan yanlışlarla dolu insanların yazdıklarına senin ve Dona’nın konuşmalarından alıntılar yaparak karşılık veriyorum ama kaynak olarak Kur-anı gösteriyorum ki doğrudur.. Senin adını ve kitabı yazamıyorum. Adını yazarsam bir daha o sayfalarda yazamam bunu biliyorum. Daha zamanı değil henüz erken.. Yanlışlar duruyor ,yazdıklarımdan sonra yanıt veremiyorlar ne zaman yasaklanırım bilmem. Bu yüzden hakkını helal et. Yazma yeteneğimi kilit altında tutuyordum yıllardır.. Bana özgürlüğümü geri verdin. Bu yüzden güzel oğlumu kocaman öpüyorum.
İki gün önce oğullarımız beni ve arkadaşımı iftar yemeği için dışarı çıkardılar. Çay faslından sonra kitapçıya girdk.Kur-antum Kur- anı Devrim’i sordum. Çalışanlar gülen gözlü pırıl pırıl iki genç. Bayan olanı ” üzgünüm hepsi satıldı kalmadı çok çabuk tükendi” dedi.Erkek çalışan ”bir dakika sanırım bir tane kaldı” dedi.
–Ay çok sevindim 4 tane alacaktım ama bunu buldum şimdilik yeter dedim. Genç adam” yazarın akrabası mısınız ?” diye sordu arkadaşım afalladı.
– Evet öyle sayılır yakın akaraba sayılırız dedim. Başka kentlerde kitaplarını ararken kitapçılarla bazen kavga ederiz sevimlilikleri yüzünden:)) Yok derler, bir tane kaldı satmıyorum o tür kitapları tarzında atışmalık sözcükler döner durur. Ama yaşadığım bu kentte olmaz böyle şeyler.O genç adam gülen gözlerle tüm masumluğunla bunu sordu içimde hissettim o doğallığı. Çok hoşuma gitti içim aydınlandı sanki.
Senin anlayacağın buRAK canım 3 tane daha kitabımıza acil gereksinmem var. Oğullar tatile gitmeden yetişmesi gerek .Her zaman ki gibi kapıda nakit ödeme. Ben özürlüyüm biliyorsun netten sipariş konusunda:))
Tekrar hakkını helal et, yazdıklarını birebir alıyorum . Atılana kadar sitelerden devam edebilirim..
Seni, Haktan gelen HAKTAN ‘ı Bahar’ı öpüyorum Oğluşumun gıdısından öp benim için.

Levh-i Mahfuz Kurantum ve Pazarlama…

Gerçekten okulu çok başarılı bir derecede bitirmişsin gerçek bir pazarlamacı olmuşsun tebrik ederim pazarlama hocaların seni çok girişimci bir o kadar da yetenek olarak görüyor bravo…
notu Levh i Mahfuz Kurantum ve Pazarlama...
Güzel kardeş, senin Levh-i Mahfuz’dan önce pazarlamanın ne olduğunu öğrenmeye daha çok ihtiyacın var.
İçerik kalitesi ile Sunuş kalitesi.
Sen bunların 2si arasında 1 tercih yapmaya inandırılarak mezun edilmişsin. Bu durumda seni bekleyen 2 akibet var;

Akibet 1: Bir gün çok iyi bir içerik yaratacaksın ve o çok iyi içerik onu insanlara doğru takdim etmeyi beceremediğin için evindeki kütüphanende yıllanacak.
Akibet 2: Gene bir gün içi bomboş bir muhteviyat yaratacaksın ve yarattığın içeriğinin ne kadar boş bir içerik olduğunu bildiğinden ötürü BÜYÜK BİR ‘PAZARLAMA’ DESTANINA imza atacaksın.
Senin ürettiğin o şey herkeste olacak. Ama o ürettiğin şeyin içinde hiçbirşey olmayacak.
Senin bu kafayla hayatta ulaşıp ulaşabileceğin -şansın yaver giderek o da- maksimum nokta Akibet 1 ya da Akibet 2′den sadece biridir.
Hem dolu bir içerik üretip hem de onu insanlara en güzel şekliyle sunma mucizesine imza atamazsın.
Ya anlaşılamamış bir yetenek olarak oturacaksın evinde
ya da anlaşılmış bir yeteneksiz olarak sahneyi kaplayacaksın.
İkisinden birini seçersin artık.
Levh-i Mahfuz Kurantum’suz hayatında sana şans ile bol para dilerim.

:sevgiyle

Dünya dünya…:)

Sevgili kardes …

Kitabını aldım suan akuyorum

tek bir sey soyleyeceğim … sen bu dunyAdan değilsin.

sevgi ile kal..

Doğru-lar…

bütün kitablarını okudum kurantumuda okuyacagım fikirlerinin hepsine katılıyorum doğruların benimde doğrularım

Kılıçdaroğlu’na Levh-i Mahfuz gönderenler klübü…:)

hu ya dost .doğrusu sizi tebrik etmeden geçemeyeceğim ,demek sayın kılıçdaroğlunu kitabımızı hediye ettiğimden haberdar oldunuz ,öyle düşünüyorumki ataşehir belediye başakanına ve daha bir çok önemli konumda bulunanlara hakkın aydınlığını canla başla ulaştırdık ki bun aydınlıktan bütün toplumu istifade ettirsinler ve dilleğim odurki bu dostlarında gösterilen hakikat üzerinde olmalarıdır kalıcı sevgilerimle sevgiye bürünmüş olan bütün dostalr

Devrimin Kitabı YAKINDA Özgürlüğün Formatında... Doğumgünü E-Kitapçısı açılış haftası...      ...