Alevilik…

Sevgili buRAK bir arkadaş Kurantum’un daha çok Aleviler tarafından kabul gördüğünü ve Aleviliği anlattığını yazmış sen de buna mukabil kitabın Sunni içerikli olduğunu söylemişsin bence de Sunni içerikli olmalı neden mi Alevilerin dinin özünü anlamaya ihtiyaçları yok da ondan bin beş yüz yıldır dinin özünü bir türlü görmeyen ve sadece şekle takılıp kalmış olanlar Sunniler çünkü:))))İşte bu yüzden sırf bu yüzden bence de bu kitabın Sunnilere hitap etmesi gerekiyor ki onlar da aşsınlar artık şu şekil olayını biz Aleviler Üsküdar’ı atla değil ışık hızıyla geçmişiz zaten darısı Sunnilerin başına ne diyelim:)))

*****

İşte ben Aleviliğin en çok senin şahsında beliren bu mütevazi yanını seviyorum :)

…:)

Sevgili buRAK,ailece ve arkadaslar arasinda seni cok seviyoruz.Gogusledigin zorluklarin farkindayim,seni takdir ediyorum ve yalniz degilsin,bunu bilmeni istedim.Manevi olarak arkandaki gucun yaninda biz ancak seni bir nebze rahatlatabilirsek ne mutlu…

YAZDIKLARINIZ İÇİN SONSUZ TEŞEKKÜR.21/08/2011

Levh-i Mahfuz Kurantum… Sorular sorular…

Merhaba buRAK;

 

Öncelikle yazmış olduğun kitaplardan ötürü seni kutlarım.Bu kadar tepkiyi kaldıracak bir bünyeye sahip olman ayrıca tebrik edilesi bir durum.Öncelikle biraz kendimden bahsedeyim sana.

23 yaşında,18’li yaşlarında bir dönem ateizmin yolundan geçmiş,Kuran’ı 3 kez okumuş,her okuyuşunda farklı mesajlar çıkartmış,kimim?neyim?neredeyim ve nerede gidiyorum? Sorularına her dakika cevap bulmaya çalışan zayıf iradeli bir kulum.Zayıf iradem bu soruları çok fazla yanıtın olmasından kaynaklanıyor.Aldığım her cevabı beynimdeki süzgeçten geçiriyorum elbette,ama ‘kime göre?’ sorusu bence en önemli olanı.Yani ben ‘kime göre neyim?…

Levhi Mahfuz 2.2’yi okuyorum şu an.300lerdeyim.Bu kadar sayfada sana ‘karşı durabileceğim’ herhangi bir düşüncene rastlamış değilim.Yetiştirilme tarzım gereği yeniliklere daima açık bir yapım oldu.Babam sağ olsunJ Bir arkadaşıma bahsettim kitabından.Alıp bir iki sayfasına göz gezdirdi.Sonrasında ‘İlkin’cim bu adam reklamcı..Yani bunlardan her şey beklerim ben’ dedi.İyi dedim,savunmadım seni açıkçası.Kurantum’u okuyunca hakkındaki düşüncelerim derinlik kazanacaktır.

Hakkında araştırma yaparken bu videoya rastladım.

Bu konuyu ele alanın Turkuvaz grubuna mensup kişilerin olması beni hiç ama hiç şaşırtmadı.Hatta senin adına üzüldüm.Bir çok dayanak,senin laflarının cımbızla çekilmesinden oluşturulmuş.Bir çok forumda hakkında bunlara benzer iddialar da var.Zaten arada arama motorlarına girip sen de aratıyorsundur.

..günleri ..tv’de ..hoca çıkarJ ben çok ilgilenirim bu adamla.Genellikle de izlemeye çalışırım.Seni bulduktan sonra adamın hep İslam dininin korkutuculuğu konusunda bilgiler verdiği dikkatimi çekmeye başladı.Onun yazmış olduğu yayınları okuma fırsatı bulmadım,ya aslında fırsat yaratılır ama ne yalan söyleyeyim paramın ona geçmesini istemedimJ

İlginç bilgiler var onda da mesela wc’ye giderken bile okunacak dualar varmış..Konuştuğu cümlelerin yarısı hadislere dayalı.Şimdi şöyle bir sıkıntı var.Bildiğim kadarıyla ilk hadis peygamberin ölümünden 200 sene sonra yazılmış.Toplamda 1400 sene geçmiş olduğunu düşünürsek elimizde kalakala sağlam diye nitelendirebileceğim 40 tane hadis kalmış oluyor.Sana dikkat ediyorum,sen de hep Kur’an temelli yazılar yazıyorsun.Ne hoş..

Kimliğimi sorgularken alelade bir kitap almak için girdiğim kitapçıda senin kitabını görüp 1 sayfasını bile düzgün okumadan aldım ben senin kitabını.İtiraf etmeliyimJBunu da Tanrı’dan bana bir mesaj olarak algılamak istiyorum doğrusu ne yalan söyleyeyim..

Bir gün öldüğümde eğer hesap vermem gerektiğinde,senin yazdıklarının yanında olmak bir suçsa eğer.. Belki de hiç pişman olmayacağım bir suçu işledim diye düşüneceğim.Çünkü ben Tanrı’nın sonsuz ve ilahi sevgisini senden öğrendim.

Ama buRAK, eğer yazdıklarında en ufak bir yanlışlık yahut ‘kafadan uydurma’ varsa işte o zaman ne büyük bir vebal aldığımızı da bilmeni isterim.

*****

Ne büyük bir sorumluluk aldığımın bilincindeyim, vebal varsa bu benim üzerimedir demek geliyor içimden şöyle şeyler okuyunca. Lakin ilkelerimiz uyarınca böyle birşey söylemeyiz biz. Çünkü bu, senin varlığını hafife almak olur. İş bende bitiyor olur bu modelde. ‘Benden dolayı sen’ şeklinde bir akış. ‘Senden dolayı sen’ doğru olandır. Daha önce söylediğim birşey. Okuyucu ailemiz, hayat görüşlerini Levh-i Mahfuz Kurantum üzerine inşa ediyorlarsa beni iğrenç, berbat, ayyaş, leş bir adam olarak kabul ederek bu inşaata girişmeliler. O bina o zaman yıkılmaz işte.

Eğer İTİMAD dediğimiz şey, benim güvenilir bir insan olduğum varsayımıyla, senin beyninin daha az sorumluluk alması, daha az zangır zangır çalıştırılmasıysa bana itimad edilmesini istemem. Senin zihninde iğrenç, berbat, ayyaş ve leş bir adam olarak hayatıma devam etmeyi tercih ederim.

Bu durumda Hıçk derim arkadaşş.

Kuran gibi binbeşyüzsene zırhlarla korunmuş bir bilgisayar programının kodlarına girerek, o programı bambaşka bir programa dönüştüren birisi eğer Gargamel biriyse, onu havaya öyle bir uçururlar ki -aşağıdakileri değil yukarıdakileri kastediyorum elbet-, Levh-i Mahfuz’un yanına adını yazan adamın tek bir toz zerresini bile bulamazdın sen. Bir bin yıl daha, böyle bir kitabın fikrini dahi aklına getiremezdi hiçkimse. Burası ayrı bir konu. Konunun bu boyutunu unut hemen. Sadece kendi beynine itimad et. İşte bu yüzden, bu noktada Hıçk etmek zorundayım arkadaşş :)

Bir okuyucumuz bana bir soruyu 6 kere sormuş. Çok ilginç, 6 kere üşenmeden farklı cümleler kurularak sorulmuş 6 soru birarada duruyor posta kutumda. Birisi Levh-i Mahfuz’un yazarının dedikodusunu yapmış, onları bana doğrulatmaya veya yalanlatmaya çalışıyor. Güzel kardeşim senin dedikodulara meyilli yanın ağır basmış, kitap okuyan, cevaplarını kitaplardan alan yanın da azıcık pas tutmuş. 6 kere sorduğun birşey için Kurantum’u 1 kere bile okumamışsın. Eğer Levh-i Mahfuz gibi bir konuyu, çekirdek çitlemeleri eşliğindeki dedikodular üzerinden ele alacaksan, bu senin özgürlüğündür. Fakat bu işi bensiz yapmak zorundasın. Levh-i Mahfuz’umla ben dedikodu meyhanelerinin hiçbir sofrasına oturmam. Bunu bilesin.

Bir başka okuyucumuzun sorunu farklı. Levh-i Mahfuz’un Kur’an kodları üzerinden giderken, tefsir edilen ayetlerden birinin çevirisini hiçbir Türkçe meal’de görememiş ve çok sarsılmış. Sarsılması beni mutlu etti. Bu inanç kıyametleri iyidir, ben de ne inanç kıyametleri yaşadım. Düştüğümü sandığım her anda Levh-i Mahfuz beni omuzlarımdan tutup kaldırdı ve doğru yoldasın korkma, orada şunları şunları da hesaba katarak düşün dedi. Ve bana dünyaları verdi. Kendisine şunu söyleyebilirim. Ayetlerin çevirilerini piyasadaki kitaplardan alıntılamak zorunda olduğumuzu sana kim söyledi?

Levh-i Mahfuz Kuran meali değil Kuran Tefsiri. Tefsir vizyondur. Meal ise uygulama. Kuran meallerinin bu kadar hakikate uzak olmasının nedeni vizyonsuzluktur. Sorun da çözüm de Arapça’nın öyle ya da böyle yorumlanmasında değildir. Sorun senin yüzünün hangi ufka baktığında gizlidir. Levh-i Mahfuz bu yüzden yeni bir meal oluşturma yerine var olan meallerin, çeviri facialarını düzelterek vizyonunu gösterme yolunu izledi. Mevcut mealler üzerinden gittiğinde Levh-i Mahfuz’un vizyonu ortaya daha net çıkmakta. Mevcut mealleri ıslah ederek ilerlemeyi tercih edişimizin bir diğer nedeni de, insanlara yıllar yılı bu yanlış İslam’ı nakşeden kodların bu yanlış meallerde gizli olması. Uzaylı bir Kuran meali inşa etmek yerine, bu fani ve günahkar çeviri kodlarını değiştirmek durumundayız. İnsanların yanlış inançlarını değiştirmek için buna mecburuz. Ancaaak. Bazı çevirileri hiçbir yerinden derleyip düzeltmek mümkün olamayabiliyor. O zaman da uzaylı mealimize başvurmak zorunda kalıyoruz. O da grafikte görüldüğü gibi tek bir harfiyle kişiyi sarsıntıdan sarsıntıya sokmaya yetebiliyor. Gene de şikayetlerin adresi biz değiliz. O mealleri yazanları biraraya toplayıp, hepinizin toplamı bile bir tane sahih Kuran meali etmiyor, neden? sorusunu onlara sorman daha doğru olmaz mı?

Bir başka okuyucu Kurantum’da çelişki bulmuş. Kendini kimseyle kıyaslama diyen bir kitap, bir başka sayfasında Myanmar’lı rahiplerle yerli dinadamlarını kıyaslıyormuş. Eee, bu kardeş Levh-i Mahfuz Kurantum’da daha çook ‘çelişki’ bulur. Çünkü KIYAS İLE KISTAS arasındaki farkı bilmiyor. Şimdi ben bir cetvel alıp boyumu ölçmeye çalıştığımda kendimi o mezurayla kıyaslamış mı oluyorum? Ona göre evet. Ben bu bir metrelik cetvelin 1 nokta 76 katı uzunluktayım. O zaman ben 1.76 cm boyundayım diyorum. Kıyasta rekabet vardır, kıstasta ise ölçüt. Ben o cetveli KISTAS olarak alıyorum. Yani cetvelle aramızda herhangi bir rekabet ilişkimiz yok. Onu baz ölçüt olarak alıyorum. Tanrı ona onları verdi bana ise bunları verdi diyerek, isyanlardan isyanlara atmıyorum kendimi. Baz ölçüt. İngilizcesiyle Benchmark. Myanmar’lı rahipleri bir benchmark alarak alarak bizim dinadamlarının boyunu ölçtüğünde sonuçlar mikroskopik çıkıyor ben ne yapayım? Konu bundan ibaret… Ben görmedim. Sen servetini insanlığa bağışlamış bir tane Müslüman din adamı gördün mü?

Canından geçtim, sadece paracıklarını adamış bir din adamı…

Nur cemaatinden düşen bir yaprak, Levh-i Mahfuz’da açan bir çiçek…

cokk sevgili buRAK..nerden baslasam nasil baslasam bilmiyorum ..2oo9 da ilk tanrinin dogum günüyle baslayan serivenim..benim de dogum günümmüs..sonra levh-i mahfuz sonra peygamber cocuklar..ben de bir okuyucu arkadasim gibi reiki toplantisinda duydum kitabini ve cokk uzun sürdü bitirmemm..kafayi yiyorum allahim dedim elbette..aslinda hem cok dindar hem de degildim.. hem nur tarikatinda bedenen hem de ..kendi icimde ateisttim..cok sacmaladim ..cok sacma buldum söyleki bir insanin elinden cikmis abartmaylaim dedim durdum:))hattta bi emelim var benim canim dostum dediki bi gün ön yargilisin yada kiskancsin sibocum:))hakliydi sanirim kiskanmistim..sonra tabii okumaya devam ettim caktirmadan ..bi bakmisim ki farkinda olmadan acmisim kalbimi sana ..rabbime..yeni huzurlu islama:)sayende..cok istedim senin gibi duyabilmeyi rabbimi ..hemde cok..hatta dedimki ona eger bende seni duyamassam inanmiycam hala buRAKa:9ve duydum…cok özel mesaj geldi…iyi varasin ..iyi vardin sayende bende duydum rabbimi..yasamimin en güzel yani oldu kuantum..birlikte yatiyorum..cünki uyurken eslik ediyor yada okurken uyuyakaliyorum..bi bakiyorum uyuaninca k..arakasini farketmeden cevirmisim:))canimsin canimm kardesim..hayatim degisti tessekkürler..isik ol..aydinlik ol..zaten öylesin de iste :))

TiVi…

buRAK bey merhaba, Ben Star tv de yayınlanan ”Yerden Göğe” [R. Ozan Kütahyalı tarafından sunulmakta olan] programının editörü XX, bana size ulaşabileceğim bir telefon numarası verebilir misiniz yada bana XX no lu telefondan ulaşabilir misiniz? teşekkürler…

*****

Bu nazik davet için teşekkür ettik.

:sevgiyle

Güncellendi: Manevi İlaç… Kitabımız LEVH-İ MAHFUZ Eczanelerde satılmaya başlandı…

–Not: Cümledeki ‘satmak’, insanlara ulaştırmak anlamında. Manevi eczacımız, kitapları ticari bir meta olarak ‘satmamakta’ hastalarına hediye ederek ulaştırmakta.–

Fotoğraflar Türkiyemizin Güneydoğu bölgesindeki bir eczanemizden. Pırıl pırıl Levh-i Mahfuz’lar ona özel oluşturulan Manevi İlaç rafındaki yerini almış. Güzel insanlara güzel ilaçlar, güzel eczaneler yakışır. Bu manevi eczanenin manevi eczacıbaşısına tüm okuyucu ailemiz adına teşekkürlerimiz gönderiyoruz. Nice insanların ışıkla buluşmasına aracı olduğu için.

:sevgiyle

Fotoğraf0473 700x525 Güncellendi: Manevi İlaç... Kitabımız LEVH İ MAHFUZ Eczanelerde satılmaya başlandı...

 

Fotoğraf0472 700x525 Güncellendi: Manevi İlaç... Kitabımız LEVH İ MAHFUZ Eczanelerde satılmaya başlandı...

Fotoğraf0471 700x525 Güncellendi: Manevi İlaç... Kitabımız LEVH İ MAHFUZ Eczanelerde satılmaya başlandı...

Fanatik dinciliğe KURANTUM Muhammed Ali darbesi…

Kitabınızı okudum…müslüman dostlarıma tavsiye ediyorum…maalesef düşüncelerinizi fazla alevi buluyorlar…islamı yozlaştırmak için görevlendirildiğinizi söyleyip duruyorlar…zekanız inanılmaz…bence i.arsel ve t.dursun a biraz da olsa cevap veren sizi bağırlarına basmaları gerek… ama hakim düşünce sizin tam tersiniz olacak şekilde işliyor… eğer gerçekten buRAK özDEMİR iseniz bilin ki tam olarak kabul gördüğünüz kesim alevi topluluğudur…bu bile düşünelerinizin hakim olmasını engellemeye yeter..

buRAK’ın notu:

Levh-i Mahfuz Kurantum sayfalarında Biz;
sadece sünni değiliz. Biz sadece Ali de değiliz.

Bu bağlamdan bakıyorlarsa
BİZ MUHAMMED ALİ’YİZ.

Sünni dincibaşılarının sonu geldi.

Alevi dedelerinin de öyle.

Alevi dedeleri gittiiii,
yerine ALEVİ BEBELERİ GELDİ.

BİZ GELDİK.

Muhammed’in, Ali’nin, İsa’nın, Musa’nın, Ömer’in

bilgeleri hiyerarşi içine yerleştirmeyen bebeleri.

Her dinin, her düşüncenin, her mezhebin dincibaşılarının sonu geldi.

Bizde kainatın tüm zehirlerinin panzehiri mevcut.

Biz geldik, onlar gitti.

Biz başladık. Onlar bitti.

***

Dincilerin bizi dediğiniz şekilde Alevi’lik kapsamında görmelerinin nedeni şudur.

Şiilik ve Alevilik, İslamiyetin tarihindeki kendini kabul ettirmiş yegane protest hareketlerdir.

Sünni statüko, farklı düşünceli Müslümanların kafasını bu sefer ezememişlerdir.

Levh-i Mahfuz Kurantum’u Alevi’lik gibi görmeleri,
oradaki dişlerin buradaki ete geçmeyeceğinin bir bilincidir ve iyi birşeydir.

Aleviliğe gelince. Aleviliğin protest yanını, o cüretini severiz. Ali kardeş zaten başımızın tacıdır.
Ama Alevilik mi Sünni’lik mi denecekse, Levh-i Mahfuz Kurantum’un SÜNNİ bir Müslümanlık olduğu da çok açıktır.

Levh-i Mahfuz Kurantum, yeryüzünün tüm dinlerinin ve onların alt mezheplerinin, -buna ateizm de dahildir-
ürettiği doğru sözlerin altın karmasıdır. Herkesin bizi kendi algı dünyasına paralel, farklı bir ‘şeye’ benzetmesinin nedeni de budur.
Biz de her renkten bir tutam vardır.

Dinlerin ve alt mezheplerin ortak bir yerde buluşacağı Altın Çağ,
uzaylı bir dinin yeryüzüne inmesi ve tüm dünyalıların ona adapte olmasıyla değil,
dünyalı tüm doğruların, dünyalı tüm yanlışlardan arınarak,
Ortak ve evrensel bir hakikat çatısında biraraya gelmesiyle ortaya çıkıyor.
Levh-i Mahfuz Kurantum’da bizi Tanrımızdan kimse ayıramaz ama ineğe tapan adamın gerçekleri de bizimle beraberdir.
İneğin önünde eğilen bir adamın ibadetindeki huşû,
otomatik namaz moduna geçmiş bir sünninin namazındaki huşûdan daha yüksek bir derecedeyse,
BU SENİN ÇOK BÜYÜK, ‘SÜNNİ’ BİR PROBLEMİNİN OLDUĞU ANLAMINA GELİR.
Onun bir inek için hissettiklerini, sen Cenab-ı Allah’ın için hissedemiyorsun, çok acı bir durumdur bu senin için.
Sünni dindar kardeşlere ahiretlik tavsiyemiz şudur.
Muhammed’in doğru olması, Muhammed’i doğru bulanların, doğru insanlar olduğu anlamına gelmez.
Başkaları Ali üzerinden, senin Muhammed üzerinden kurduğun ilişkiden daha kuvvetli bir ilişki kuruyor olabilir Rahman’la.
Bu durumda mezhebin üzerinden sürdürdüğün bu kibire bir son vermenin vaktidir.
Mekkeli müşriklerin, mücadele ettikleri Muhammed’i yıkamadıkları noktadan itibaren,
Muhammed’in hemşerisi olmakla övünmeleri ve müşriklikten kibirli Müslümanlığa geçişleri,
tüm sünni Müslümanlara örnek olmalıdır.
Kurantum’daki Hz. Ömer Adaleti sayfalarını öneririz onlara.
Sünniliği yüceltmeden, başka mezhepleri küçümsemeden bir kere daha oturun düşünün deriz onlara.
Tanrı’nın mezhepler liginde şampiyon bir takım yoktur.
Her takımın taraftarı kendi takımına ‘Şampiyon’ olarak hitap etse de.
Mezhep seçimlerinle mağrur olma.
Ki onları sen değil senin sülalenin önde gelenleri senden yüzyıllar önce seçmişti.
Dizelci misin, benzinci misin yoksa lpg’li misin’leri bırak.
Kaç newton metre tork ürettiğine bak sen.
Bugünkü mezheplerin hiçbiri şampiyon mezhep değil.
Çünkü Allah Levh-i Mahfuz’la birlikte onların hepsini
AMATÖR LİGE DÜŞÜRDÜ.
Muhammed’li misin Ali’den misincilerin devri bitti.
MUHAMMED ALİ’LERİN ALTIN ÇAĞI BAŞLADI.

 

kurantum muhammed ali 603x700 Fanatik dinciliğe KURANTUM Muhammed Ali darbesi...

 

 

:sevgiyle

[Kurantum Kur'an-ı Devrim - Canlı Kitap - Güncelleme]

Bir rica…:)

Kitapçılara girdiğinizde Kurantum gördüğünüzde, arka kapağını çevirip bırakırsanız çook mutlu olurum.

Kurantum’un benim için en anlamlı yerlerinden biri de  arka kapağındaki O tek bir harftir.

Ve onun ilham aldığı harf.

O harf, çok yakın bir akrabımızın unutulmaz bir sözünün tek bir harfle anlatımıdır.

‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum…’daki harf o.

Tekamül alfabemde böyle bir harfe sahip olduğum milyonlarca kere şükürler olsun.

:sevgiyle

kn 3d 8 1 700x700 Bir rica...:)

Haçlılar, Dindarlar ve Levh-i Mahfuz…

Kısa bir video geldi posta kutuma. Başlıkta ‘Başbakan’ın Haçlıları övdüğü’ yazıyordu. Bu kısa konuşmayı açıp dinleyince çözüldü herşey.

Levh-i Mahfuz’daki Haçlı savaşlarıyla ilgili şoke edici bölüm, Başbakan’a konuşma metni olarak verilmiş. Konu bundan ibaret. Haçlıların, Müslümanları birbirine kenetlemek için kullanılan bir figür olduğu, Müslümanın Müslümanla ya da Hıristiyanın Hıristiyanla yaptığı savaşların toplamının içinde Müslüman-Hıristiyan savaşlarının ancak çok minik bir yüzde oluşturduğunu anlatan, medeniyetlerin kardeşliğine tarihsel bir altyapı hazırlayan muhteşem bölümdür ilgili konuşmanın kaynağı. İlginenenler Levh-i Mahfuz Ansiklopedisine başvurabilir.

Yeri gelmişken. Sayın Başbakan’ın ‘ustalık dönemi’ olarak adlandırdığı bu yeni iktidar dönemine, umut verici bir başlangıç yaptığını belirtmek isterim. Levh-i Mahfuz, en fazla devlet adamlarının okumaya ihtiyacı olan bir kaynak. Bu kitabı al ve git. Bak nasıl farklı hükmediyorsun dünyaya. Başbakan’ın ustalık dönemi ifadesinin altındaki öz-eleştiriyi de görmeye davet ediyorum herkesi. ‘Acemiliklerim oldu’ demenin en güzel yolu ‘artık usta olacağım’ sözünde gizlidir.

Levh-i Mahfuz okuyan ve içselleştiren herkesin yolu açık olsun. Açık olacaktır da. Hükümetin çıraklık ve kalfalık dönemi, Fethullah Gülen’in toplumu bölücü ‘İslamî’ doktrinlerinin sponsorluğunda gerçekleşmişti. Şimdi vaadedilen bu pozitif, barışçıl dönem, kişilere kısmet olursa, Powered by Levh-i Mahfuz Kuran imzalı olacak.

Hükümetimiz, İslamî doktrin değiştiriyor. Bunu hepimizin görebilmesini diliyorum. Ve bunun ne denli büyük bir değişim hareketi olduğunu da. Türkiyemizin küresel görevleri açısından, dünyaya umut verecek olan bir değişiklik. Son dönemde, Başbakanın yaptığı vizyon içerikli konuşmaları bir elinize alın. Bir elinize de Levh-i Mahfuz alın. Doktrin değişikliğinin ne demek olduğunu daha yakından görebilirsiniz.

Hakkın izinde olduklarında, hakkın izinde olan herkesin kardeşiyizdir.
Ancaakk. Hakkın karşısına dikilecek olduklarında da önlerinde en yıkılmaz bir engel olarak duracağımız da kesindir.
Bizde destek ve katkı, kara kaş ve kara gözlere değil, vizyonlaradır. Aynı vizyonda buluşan herkesedir. Aynı vizyonda buluşabilen herkes bizim gözümüzde kardeştir.

Okuyucularımız halis niyetlerle göreve geldiğinde Sayın Kılıçdaroğlu’na da bir Levh-i Mahfuz göndermişlerdi.
Okumayarak neler kaybettiğini ve kaybettirdiğini Başbakanı izleyerek öğrenebilir. Azıcık geç olsa da.

Şahsen, bu seçimlerde bir değişiklik yaptım ve oy kullandım.
Kime oy verdiğime gelince.
Oy vermeye giderken yeterli mürekkebi bulup bulamayacağımın sittresindeydim.
Sandık başına gidince rahatladım.
Bahar oy kullanmak istediği için gittik. Oraya kadar gitmişken elimiz boş dönmeyelim dedim ve girdim içeri.
Herkes sandığın olduğu bölüme gidiyor ve sonra içeriden bir adet TAKIRT sesi geliyordu.
Ben de girdim içeri sonrasında şu sesler çıkmaya başladı.

TAKIRT
TAKIRT
TAKIRT
TAKIRT
TAKIRT
TAKIRT
TAKIRT
TAKIRT
TAKIRT
TAKIRT
TAKIRT
TAKIRT

:)

Pusulada oy isteyen kim varsa, istediği oyu ona verdim kardeşim. Ayrıca verdimse ben verdim :)
Gönlüm zengin ben napıyim :)
Az kaldı bağımsızları unutuyormuşum. Bir takırtı-pütürtü de onlar için koptu.

Sonradan öğrendiğime göre benim bu oylarım sayılmamış galiba…
Olsun, ben kendi kardeşlik koalisyonuma oy verdim, gerisi boş :)

:sevgiyle
 

 

Burası Tanrı'nın doğum gün-lüğü     ...