Dev Proje 2: TANRI’NIN DOĞUM GÜNÜ İNGİLİZCE’YE ÇEVİRİLİYOR… Hepimiz tarafından…
Geçtiğimiz günlerde bir dostumdan duyduğum gerçek bir hikaye bu…
Katolik bir aileye mensup Amerikalı bir ana – kız Türkiye’ye gezmeye gelirler. Sohbet oradan oraya uzanır ve konu dine gelir. Genç kız katoliklerin confirmation denilen ritüelini gerçekleştirmenin eşiğindedir. Kişinin, bütün bir sülale önünde Katolik inançları kabullendiğini dışa vurduğu, söz vermelerle dolu dilimize ikrar ettirme olarak çevirebileceğimiz bir ritüelin zamanının geldiğinden bahsedilmektedir.
O anda dostumuz ‘bir kitaptan’ bahsetmeye başlar. ‘O kitap’ta varolan dinin nasıl bir din, O Kitaptaki İslam’ın nasıl bir İslam olduğunu anlatmaya başlar. Genç kız annesine yönelttiği katolik inançları sorgulayıcı sorularına hiç beklemediği bir yerden, bir Müslüman Türk kitabından yanıt almaktadır. Amerikalı Katolik Kız, hayatında ilk defa din ve tanrı ile ilgili sorularına yanıt almaktadır. Sohbet ilerler ilerler. Sorulara cevap gelmektedir. Sorulara cevap gelmektedir. Sorulara cevap gelmektedir. Turistik bir seyahat için Türkiye’de bulunan Amerikalı kız gecenin sonunda annesine döner ve şöyle der:
- Anne. Ben bir katolik olmayacağım. O törende yer almayı reddediyorum.
Anne sandalyesinden düşecektir.
Hikayenin buraya kadar olan kısmı mutluluk verici, tüyler ürpertici olmakla birlikte, buradan sonrası benim açımdan fazlasıyla acıklı. Gıyk sesi çıkaran yutkunmalı bir son… Ya da başlangıç.
Genç kız, Hıristiyanlığı terkettiğini söyleyerek şoke ettiği annesinden sonra dostumuza döner. Ve şöyle der:
- BEN O KİTABI OKUMAK İSTİYORUM.
O kadar çok, o kadar çok duyduğumuz haklı bir talebi karşılama konusunda bugüne kadar hep çıkmaz bir sokağın içerisindeydim. Gönüllü diliyle bizi bulan kimi çevirmen dostların bir süre sonra epey profesyonel bir dile dönüşleri, ‘ömrüm boyunca dünyada edilecek gelirlerde senin telifinin yarısını ben almalıyım, kitabın kapağında benim de adım yazmalı ve benim de adım yazacağına göre kitaptaki değişiklikler ve eklemeler benim de onayım sonucunda gerçekleşmeli’ gibi taleplerle yüzleşmek acı vericiydi. Dünyaya yüzbin kere gelse, insanın karşısına ancak bir kere çıkabilecek tarihi bir fırsatı neyin uğruna kaybediyor olduklarını görmekti acı verici olan.
Bir yanda, özgürlüğün kitabına dünyaya açılmanın bedeli olarak üstünün kapitülasyonlarla kaplanmanın, dayatılması, zincir kıran kitabın zincirlerle bezenmek istenmesi, diğer yanda ise katolik olmak istemeyen katolik kızın, yukarıdaki isteğinin binlercesi. ‘O kitabı biz de okumak istiyoruz.’ diyen dünya insanları. Bir yanda da herşeyini tek başına yapan kısıtlı imkânların gariban yazarı…
Bu yıl KDR gününe yüklediğim anlam, Levh-i Mahfuz’un etrafına bağlanan bu kabuğun kırılmasıydı. Ağır şartlarda tuttuğum oruçlarımdan beklentilerim büyüktü. Saçlarımı da kazıttım bu arada. Aynı oğlum gibiyim. Hurmalı bir Ramazan’ın sonucunda zayıfladım da. Karnım acıktıkça oğlumu yedim yedim bitirdim. Bir gün orucum bozuluyodu bunun yüzünden. Ağzımı Metro-Goldwyn-Mayer aslanı gibi ardına kadar açıp bunun yanağına bir yapışmışım ki…
Sonra ağzıma garip bi tad gelmesin mi? Hayırdır ne oluyoruz diyerek şaşkın bir yüz ifadesiyle ağzımın şapırdanmaya başladığını farkettim. Efendim hemen söyleyeyim. ARMUT. İki tane dişi çıktı, artık sebze ve meyve yemeye başladı ya, yanağı armutla kaplıymış :) Orucumu armut tadıyla süsledi anlayacağınız. Herşey bir yana. Gerçekten de hayatımın en muhteşem Ramazan’ını yaşadım.
Elektronik kitap konusundaki şu anda anlatamadığım güzel gelişmelerin yanında, İngilizce Tanrı’nın doğum günü’nün yolu açıldı bir anda. Şükürler olsun. İngilizcesi yayınlanmamış bir kitabın filminin dünya filmi olamayacağı gerçeğinden hareketle, İngilizce Kitap aslında görünenden daha fazla anlamlarla yüklü. Elektronik kitap platformuna geçişimiz, İngilizce kitap ile birleştiğinde, bir gecede bütün dünyaya ulaşmayı getirecek bize beraberinde. Dona işte o zaman gerçek anlamda DonaDabbe olacak.
İngilizce çevirinin nasıl gerçekleşeceğine gelince.
Kitabı çevirmeye başlıyorum… Bunun yanında olağanüstü bir fikir de, yükümden yük almak üzere benim yanımda olacak. Bir yazılım hazırlıyoruz. Asyalı yazılımcı dostlarla. Bu site + program aracılığıyla okuyucu ailemizin İngilizce bilen tüm fertleri bu çevirinin bir parçası olabilecek. Belki bir cümlesini sen çevireceksin. Ama çevirdiğin o tek cümle, kitabın gerçek duygusunu dimdirek yansıtan özden gelen bir cümle olacak. Katılımlar sayesinde benim rolüm çevirmenden, çevirimleri düzenleyen editöre terfi edecek. Kayıtlı, cep telefonundan konfirmeli bir üyelikle çalışacak olan bu sistemde maksimum 100 kişilik bir katılıma yer verilecek. Elde referans bir kitap baskısı olacak. Yazılıma entegre olmak için. Tanrı’nın doğum günü’nün en son baskısı, çeviride referans baskı olacak. Sisteme girildiğinde kitabı bir bütün olarak görmeyeceksin. 221. sayfayı seçeceksin. Beyaz bir sayfa açılacak. Cümlelerin ilk ve son kelimesinin gösterildiği bir kitap sayfası. Örnekin; Sayfa 221′de ‘Tarih’ ile başlayıp ‘olmuştur.’ ile biten cümleye tıkladığında bu cümleyi senin ingilizce ifade ediş biçimini yazabileceğin pencere açılacak. Yazacaksın. Sonra bunlar incelenecek, irdelenecek ve mutlaka değerlendirilecek. Sulandırma amaçlı katılımların kullanıcı şifreleri saniyenin dörtte biri bir sürede iptal edilerek, yeni bir gönüllüye yer açılacak.
Kitabın çevrilmesine gönüllüyüm diyerek bize mesaj gönderen, gerçekten gönüllü tüm dostlarımızı, bu anonim çeviri çalışması içinde karşılayabileceğiz. Gerçek amacı, çorbada yürekten serpilmiş bir tuzunun olmasıysa, ona bu imkânı veriyor olacağız. İsteğinin özünü vereceğiz. Hiçbirşey beklemeden varım diyorsa, gerçekten samimi biri o. Dünyevi hesaplarını dışarıda bırakarak girdiği için bu kitabın içine, frekansımız onun saf ve temiz kalbine İngilizce olarak fısıldayabilecek. Yukarıdaki profesyonel taleplerde bizi alarma geçiren nokta, bu frekansın o beklentiler içindeki birine akamayacak olması. Çevirinin istediğimiz saf ve etkin sonucu veremeyeceği gerçeği. Bizim insanlardan parayı esirgememiz değil.
Devrimci ruhlu İngilizce erbabı için başvuru adresi
Che-virmen [at] levhimahfuz.org
Dev projeden şimdilik bu kadar.
:sevgiyle
Doğumgünü Kitapçısı Dev Proje 1: Elektronik kitap geliyor…
Çalışmamız sona erinceye kadar fazla detay vermemiz doğru değil. Şunu bilmemiz yeterli. Elektronik Versiyon için Kırmızı Düğmeye bastık. Hem de ne basmak… Asyalı yazılımcı kardeşlerle yoğun çalışma içerisindeyiz ve yakında elektronik kitapta dünyaya ilham verecek bir formatla ortaya çıkacağız. Kitap metni içinde arama yapılabilen, aramaların kaydı tutulabilen, not alınabilen, satırların altı çizilebilen, kelime indeksine sahip, elektronik ortamda taşınabilen bir kitabımızın olması müthiş bir şey olmakla birlikte, uğraşmakta olduğumuz format bunun çok çok çok ötesinde… Bitimine az kalan bu çalışma bittiğinde, herşey yeniden başlayacak… Bambaşka bir okuma deneyimi bizi bekliyor. Şimdilik bu kadar stop…
:sevgiyle
Şşşş…
Şşşş ile işimiz bitince Tanrı’nın doğum günü’nün T’si burada bizimle olacak. Birazdan. Gece bitmeden.
İkinci Dev Proje…
Cuma günü ikinci dev projemizi de açıklıyoruz. 2 rüya birden gerçekleşiyor olacak.
Uzak görünen hayallerimizi gerçek kılacak fikirleri ilham edenlere şükürler olsun.
:sevgiyle
KDR Günü yaklaşıyor…
KDR Günü ile ilgili yerinde bi soru vardı. KDR olgusu KDR gecesinden ertesi gündüze kadar mı sürüyor yoksa gündüzden KDR gecesine kadar mı devam ediyor şeklindeydi. Okuyucu ailemizin çok önem verdiği bir gün olması bakımından netleştirmemizde fayda var. Çenelerimiz 1 günlüğüne kepenk kapatacak o gün :)
Takvime gelimce. KDR, gündüzden başlıyor ve gecede son buluyor. Ramazan geceleri, oruç günlerinden bir gün erken başlıyor malum. 26. Oruç günü, Ramazan’ın 27. günü oluyor. Uzun lafın kısası aradığımız gün Cuma günü, aradığımız gece Cuma gecesi. Müslümanlığın ortak/anonim kadrinin gecesi…
Herşey bi yana, gün ve takvim kısmına fazla önem vermenin de anlamı yok. Unutmayalım.
Allah aynı tek bir güneşle
herkesin evine
ışığı
farklı saatlerle de olsa ulaştırıyor.
Karanlığın neresinde olursan ol,
Penceren açıksa,
Güneşin ışını, günün ışığı seni mutlaka bulacaktır.
:sevgiyle
Ergenus’a Kurantum İhtiyacı…
dün balkonda oturuyoruz eşim ve ben.ben kitabı aldım aramaya basladım.bu arınma ne ?medis_namaz nasıl nereden kendi içimden mi dışarıdan mı temin edecegim?kocacım gel artık sende oku o kitabı kendin için benim için degil.tamam dedi hadi o zaman dedik.balkona onun kitabını getirdim.ve bu gördügünüz küçük pervane geldi.şaşırmadık. eşim e balkonda kitabı okurken
pervanenin geldiğini söylemiştim.senin ki geldi dedi,yine korkup kaçakmısın? gülüştük.şaşırtıcı olan başımızın üstünde dönüp durması gereken pervanenin masa ya konup elleriyle
yüzünü ovalaması ,bir buçuk saat boyunca biz kalkıp oturduğumuz halde kanat bile çırpmadan kitaba adım adım yaklaşmasıydı.sonra dedım pervaneye:seni anlıyorum içimden de okusam
duyuyorsun belli ki ama elimde degil ürküyorum senden izin versen de………gitti anında
sonra dedim kendi kendime:benim ergenusa (12 yaşında harika bir çocuk)en az 3 kere söylerim bir şeyi.ergen işte anne baba sağırlığı oluşturmuş.örnek :anne biz neden müslümanız, Allah çok şanslı bir şeye ol deyince o da hemen oluveriyor değil mi?evet kızım bak levh imahfuz da diyor ki……..uf anne sen de yine levh imahfuz a bağladın.
çok doğal bunu böyle söylemesi.
o bana sormuyor ki kendine yüksek sesle soruyor,bende bana soruyor gibi karışıyorum.kendimi cami hocası gibi hisediyorum ama soruyu cevaplamadan da yapamıyorum.o bende duymak istemiyor.haklıda.
diyorum ki bir ergenus kurantum olsa; temel ihtiyaçlara cevap veren ,sevgi veren, kendi kendine öğrenmeyi öğreten,zamanı geldiginde o kitabı, kuranı merak ettiren okutan,ergenlerimize
şimdiden inanç özgürlügünü ,sorumluluk duygusunu, ahlaki ölçü belirlemeyi hisettiren ne güzel olurdu.
bu pervane onun için mi masadan kalkmadı sonra bir ricayla uçtu gitti.
Levh-i Mahfuz – Kurantum… Teori ile Pratik…
Sayın buRAK özDEMİR öncelikle Tanrının doğum gününü defalarca okudum gerçekten okurken insanı acabalar içinde bırakan ve birçok şeyi sorgulamayı sağlayan bir kitap bunun size bu ilhamı veren rabbime teşekkür ederim. Size 2 sorum olacak öncelikle şunu sormak istiyorum Güzel Kuran,dan ayetlere tefsırler yaptığınız son 2.2 versiyonundan sonra Kurantum çıkardınız bunun sebebi nedir kuranda hala detaylandırmayı bekleyen bir sürü sure varken güncelleme yerine niye okuyucu görüşleri olan bir kitap çıkarma gereği duyduğunuzu kusura bakmayın ama anlayamadım. İkincisi Kurantum Devrim kitabında başkasının Dertleri ile dertlenmenin bizim üsütmüze gelecek kötü olayların bizi teğet geçmesine sebe oluyor bunu anladım demişsiniz. Ben bu aşamada şunu size sormak istiyorum, insanların haklarını yiyen ve bunu yaparkende hak hukuk umrunda olmayan bir insanın başına gelecek bir ceza veya kötü olaylar için ben nasıl üzülebilrim söylermisniz bu mantığı açıkcası çok içime sindirimedim mazlumlar için evet üzülürüm onları düşünüyorum ama zalim birinin başına gelecekler için niye üzüleyim cevabınız için şimdiden teşekkür ederim.
*****
Levh-i Mahfuz genişlemeye elbette devam edecek. Teori başımızın tacı ve öyle olmaya da devam edecek. Sorunumuz, sizin Kuran teorisini kendi hayat pratiğinize ne ölçüde dönüştürdüğünüz. Yapılan bir matematik işlemin sağlamasını yapmak amacıyla geldi Kurantum. ‘İşte biz o teoriden bu pratiği yarattık.’ dedik. Okuyanıyla, yazanıyla, toplam bir aile olarak.
İnsanların içinde sadece teori biriktirmeye eğilimli olanlar vardır. Teori kolleksiyonerleri. Teoriyi doyumsuzca arzulamalarının nedeni onu hiç uygulamamalarıdır. Bizde ise durum biraz farklıdır. Yeni bir bilgi geldiğinde bizi çarpar. Hayatımızı kaydırır hatta. Geçici bir süre için. Biz bilgi denilen şeyi yaşarız, bilgi denilen şey bizde yaşar. Yüce Levh-i Mahfuz teorisinin, kendi küçük ve sefil hayatlarımızda yaşattıkları da haber değeri taşır. Sen de küçük ve sefil bir dünya hayatı yaşıyor olduğun için. Melek olsaydın Kurantum’a ihtiyacın hiç olmayacaktı. Ama ikinci soruna bakarak söylüyorum ki var. Hem de hepimiz kadar çok.
:sevgiyle
Levh-i Mahfuz Kurantum Okuyucu Şöleni…
“kitab”ınızı bitirdim. Tanrının doğum günü benim için de kesinlikle yeni bir doğum günü oldu.. ne kadar teşekkür etsem az.bugün tevbe günü. bugün arınma günü.
hayat bi film gibi ; gösterilen her şeyin bir anlamı var… aslında önceki hayatın şimdiye yansıttırdıklarıyla ilgili size söylemek istediğim şeyler yok değil.yine de beni anlayabilen birinin bir yerlerde bu mucize için çabalıyor olduğunu bilmek kesinlikle bana yetiyor. ruhumu olgunlaşmış hissediyorum. algılarımın farkındayım. çevremdeki birçok insandan farklı düşündüğümü biliyorum. sanki onlardan bir gözüm fazlaymış gibi :)
her insan yeni yeni konuşmaya başlayan çocuklara karşı “şimdiki çocuklar bi fena” duruşu içindeler. bu dünyaya boşuna gelmediğimi hissediyorum , bi amaç uğruna yaşadığımı da.
kurantum kuran-ı devrim’e de dün kavuştum. ve onu öpücüğe boğdum. :)
böyle olduğunu biliyordum ; Tanrının bana öfkelenmediğini ve beni benden daha çok sevdiğini. süprizlerle beni mutlu ettiği için kalıplaşmış sözler yerine içimden geldiği gibi ona sevgi dolu sözcükler söylememin onu daha çok mutlu ettiğini biliyordum.
içimden bi ses islamın sadece belli şartlara bağlı olarak yaşanmaması gerektiğini söylüyordu ve bişeyler aradım bunu kanıtlayacak.sürekli sorguladım. sonra pes ettim ve en büyük boşluğumu yaşarken daha sıkı bağlanmamı sağlayan kitaplarımla tanıştım.
seni çok seviyorum Tanrım.
buRAK abicim ; seni ve herkesi de.
ruhunun fısıltısının daimi olması dileğiyle..
BİR İNDİGO.. :)
Cevap…
Verilen cevabın içindeki ”bir okuyucumuz tefsir edilen ayetlerden birinin çevirisini hiçbir mealde bulamamış” denilen kişi benim sevgili dostlarım.. Ben, o tefsiri, arkadaşlarım, eşim, dostlarım okuduktan sonra onlara yeniden okuduğumda ve devamını da yine kendileri gibi onlara okuduğumda.. ne düşünüyorsunuz dedim.. onlar da bana böyle bir şey olabilir mi?? biz hiç öyle anlamamıştık dediler..bunun üzerine onlara dedim ki ”ilk okuduğumda ben de öyle anlamamıştım”. Ve aslında herşey apaçık değil mi? Sizce bu durumda bu ayeti ve tefsirini anlayamayışımızın nedeni zeka olabilir mi? Hayır hiç alakası yoktu sevgili dostlarım:)) Aynen Matrix filminde Morpheus’un Neo’ya onu matrix’ten çıkardığında söylediği gibi.. AKIL BİRTAKIM GERÇEKLERİ BELİRLİ BİR OLGUNLUĞA GELMEDEN FARKEDEMİYOR.. FARKETTİĞİNDE DE HAZMETMEK GÜÇ OLUYOR VE GERİ GİTME İSTEĞİ CİDDİ BİR BİÇİMDE AĞIR BASIYOR..Sevgiyle, sevgili ağabeyime sonsuz sevgiyle..
Kurantum…
Merhaba güzel oğlum. Uzun zamandır yazmıyordum ama sanma ki seni, kitaplarımızı ve yazdıklarını unuttum. Seni yazıyordum. Seni; TANRIM’ la olan konuşmalarınızı farklı yerlerde yazıyorum kadın ilmihalleri adı altında yalan yanlışlarla dolu insanların yazdıklarına senin ve Dona’nın konuşmalarından alıntılar yaparak karşılık veriyorum ama kaynak olarak Kur-anı gösteriyorum ki doğrudur.. Senin adını ve kitabı yazamıyorum. Adını yazarsam bir daha o sayfalarda yazamam bunu biliyorum. Daha zamanı değil henüz erken.. Yanlışlar duruyor ,yazdıklarımdan sonra yanıt veremiyorlar ne zaman yasaklanırım bilmem. Bu yüzden hakkını helal et. Yazma yeteneğimi kilit altında tutuyordum yıllardır.. Bana özgürlüğümü geri verdin. Bu yüzden güzel oğlumu kocaman öpüyorum.
İki gün önce oğullarımız beni ve arkadaşımı iftar yemeği için dışarı çıkardılar. Çay faslından sonra kitapçıya girdk.Kur-antum Kur- anı Devrim’i sordum. Çalışanlar gülen gözlü pırıl pırıl iki genç. Bayan olanı ” üzgünüm hepsi satıldı kalmadı çok çabuk tükendi” dedi.Erkek çalışan ”bir dakika sanırım bir tane kaldı” dedi.
–Ay çok sevindim 4 tane alacaktım ama bunu buldum şimdilik yeter dedim. Genç adam” yazarın akrabası mısınız ?” diye sordu arkadaşım afalladı.
– Evet öyle sayılır yakın akaraba sayılırız dedim. Başka kentlerde kitaplarını ararken kitapçılarla bazen kavga ederiz sevimlilikleri yüzünden:)) Yok derler, bir tane kaldı satmıyorum o tür kitapları tarzında atışmalık sözcükler döner durur. Ama yaşadığım bu kentte olmaz böyle şeyler.O genç adam gülen gözlerle tüm masumluğunla bunu sordu içimde hissettim o doğallığı. Çok hoşuma gitti içim aydınlandı sanki.
Senin anlayacağın buRAK canım 3 tane daha kitabımıza acil gereksinmem var. Oğullar tatile gitmeden yetişmesi gerek .Her zaman ki gibi kapıda nakit ödeme. Ben özürlüyüm biliyorsun netten sipariş konusunda:))
Tekrar hakkını helal et, yazdıklarını birebir alıyorum . Atılana kadar sitelerden devam edebilirim..
Seni, Haktan gelen HAKTAN ‘ı Bahar’ı öpüyorum Oğluşumun gıdısından öp benim için.

