Kurantum Kur’an-ı Devrim…

Sevgili Kardesim,

Yeni kitabini hevesle bekliyordum, rafta gorunce heyecanla hemen aldim.
Yine bizi sarsmaya devam ediyorsun.
Bir yandan calisiyorum su an, yoruldukca ara vererek kitabindan bir kac kisim okuyorum.
Kur’antum ve Infak (Basamak 65) kisminda yine beni tepe taklak ettin.
Ayni SemaveZen’de anlattigin gibi (64), Sema siz, basimizi donduruyorsun.
Senin vasitlanla nasiplendigimiz icin tesekkur ediyoruz.

Ellerine ve Yuregine saglik sevgili Dost.

Önemli bir yazı geliyor… ‘Elçilik’ üzerine…

Elektronik kitap ara bilgilendirme…

Bir dostumuz şöyle bir, -bence sorulması gereken- bir soru sormuş. Elektronik kitapların göz yorucu ve çok elektrik harcayıcı olduğuyla ilgili bir yazın vardı. Fikrini değiştiren ne oldu?

2 yıl önceki düşüncemin özünde hiç bir değişiklik yok. Sadece aradaki süreçte dünyada yaşanan bazı olumlu gelişmeler var. Yazımızdan sonra Ipad’in icad olunması gibi.

Bu vesileyle, o gün yazıştığımız bazı şeyleri bugün de dile getirmekte fayda var. Olumsuz bir deneyim olarak işaretlediğimiz şey, bilgisayar ekranından kitap okumaktı. Ki halen, bilgisayar ekranında Levh-i Mahfuz okumakla -hem de okuyucularımızın yaptıkları gibi 2 kere 3 kere 5 kere okumakla- ilgili olumsuz tespitler içindeyim. Gözler için aşırı yorucu ve elektrik sarfiyatı anlamında neredeyse fiziksel bir kitap ücreti kadar elektrik faturası farkı yaratacak bir deneyim.

Birşey yaptığımız zaman, bir mucize yaratamayacaksak o işe hiç kalkışmamayı tercih ediyoruz. Elektronik kitap denilen olguda da, bir mucize yaratacağına inandığım benzersiz bir platform inşaatımız var. Çok ayaklı bir çözüm.Bu çözümün merkezinde akıllı telefon ve tablet bilgisayar var. Lakin bilgisayarcıları, laptopcuları da dışarıda bırakmayacağız. Mac’lerde ve Pc’lerde de okunabilir bir teknolojinin adaptasyonu ile ilgili çalışmalarımız ayrı bir koldan ilerliyor. Bilgisayarda kitap okumakla ilgili elektrik sarfiyatı konusunda insanları bilgilendireceğiz ve bu konudaki seçimi onlara bırakacağız. Göz yoruculuk kısmına gelince. Bence bu konuda dahiyane bir buluşumuz var. Göz yormayan bilgisayarın icadı. Sıfır liralık bir harcamayla. Bu icad da insanlığımıza elektronik kitabımızın bir hediyesi olacak.

Okuyucularımızın isteklerini bazı durumlarda karşılayamıyor görünsek bile, perdenin ardında onları mümkün kılmak için elden gelen gelmeyen her türlü çabayı gösteriyoruz. Fakat elektroniği çıkana kadar elimizde mevcut bulunan fiziksel kopyayla değişimimizi gerçekleştirtmek istiyoruz. Değişimimizin elde olmayan imkânlara ertelenmesini istemiyoruz. Bu yüzden an itibariyle imkân dışı olan şeyle ilgili kapı çok kesin ve sert olarak kapanıyor. ‘Şu kitabın elektroniği olsa ne güzel içselleştirirdim onu’ gibi tümcelerle kendimizi oyalamamıza ortam yaratmak istemiyoruz. Hazreti Muhammed zamanında Kuran’ın yazılı bir formu bile yokmuş. Levh-i Mahfuz’da yazılı nedenler yüzünden. Ama bu durum sahabelerin Müslüman olmasını engellememiş. Ne zaman ki Kuran yeni bir formata, Kitap Cildine kavuşmuş işte o zaman da yeni bir deneyim başlamış.

Kaset çıkarmak ve cd çıkarmak arasında sadece materyal farkı vardır. Bugünün dünyasında da elektronik kitapla fiziksel kitap arasında sadece bir platform farkı bulunmakta. Olgu yepyeni bir deneyim olarak değil bir çeşitleme, bir varyasyon olarak planlanlanıyor. Biz elektronik kitabı -ki bu kavramı yeni konseptimizi zamanından önce açıklamamak için idareten kullanıyorum- yepyeni bir deneyim olarak hazırlıyoruz. Gerçek Levh-i Mahfuz’la yeni tanışacağız. Fiziksel kopyanın gönlümüzdeki yeri elbette ayrı olmakla birlikte, bu yeni müstakbel deneyimin çok daha çarpıcı bir deneyim olduğunu bildirmek isterim. Çok fena bir şey yapıyoruz.

Kitaplarımızın versiyon güncellemesini bu yeni mecrada çok daha kolaylıkla yapabileceğiz. Bir gece bir bakacaksın ki Binyılın Kuran Tefsiri’ne güncelleme gelmiş…

Projenin bir kolunu Pakistanlı kodlamacı kardeşlerle yapıyoruz. Çok sevimli tipler. Fakat fiziksel olarak görsen ‘Taliban’ dersin. Ki Taliban da bizim hayatımızda amerikan icadı bir öcü konsepti değildir.

Taliban görünümlü sakallı kardeşlere kitabın içeriğini biraz anlatınca buzzz gibi bi sessizlik oldu. ’Sir’ dedi. ‘Lütfen yanlış anladımsa beni düzeltin. ALLAHLA CHATLEŞİLEN BİR KİTABIN KODLAMASINI MI YAPIYORUZ???’

Azıcık anlattım. Ve proplemin giderildiğini söyleyebilirim :) Motivasyon fazlasıyla yerinde. Projeyi Müslüman kodlamacılarla yapmayı da özellikle seçtim. Amerikalılara teşekkür ederek.

Şimdiii. Bayram değil seyran değil buRAK bu ara bilgilendirmeyi neden yaptı noktasına gelebiliriz :) Ki bugün de bayram. Biraz masrafa sokacağım sizi. Şöyle ki. Eee. Şöyle aslında. Yani nasıl desem. Şöyle söyleyebilirim aslında. Ya da yok yok böyle söyleyebilirim. Şaka yapıyorum aynı şeyi söyleyeceğim de top çeviriyorum sadece. Her ne kadar Mac’ler ve PC’ler için de bir elektronik kitap projemizin olmasına karşın, en üstün bir Levh-i Mahfuz deneyimi için, imkân bulan dostlarımızın iphone ve/veya ipad edinmelerini diliyoruz. Çünkü bu teknolojinin sunduğu benzersiz imkânlar var ve biz bu yeni dünyamızı iOS teknolojisi üzerine inşa ediyoruz. Türkiye’de iphone sahiplerinin 1 milyonu geçtiği söyleniyor ki, bu da çok çarpıcı bir istatistik olarak önümüzde durmakta.

Bilgisayarlar için olan versiyon, her ne kadar bizim açımızdan daha masraflı bir inşaat olmasına karşın bunu iOS edinemeyen dostlarımızı dışarıda bırakmamak adına yapıyoruz.

Bir iphone cihazını GSM operatörlerinden tarifeli almak gayet akıllıca. Biz de bu paketlerden yararlanıyoruz. Ayda 60-70 liradan başlıyorlar.

İşimizi görecek olan cihazlar sıfır olmak zorunda da değil. Aklınızda olsun. ios 4.o kullanabilen her dokunmaktik Apple kabulümüzdür. Ki bu Amerika’da sıfırı 259 dolara satılan Ipod Touch da olabilir.

Ipad Original
Ipad 2
Iphone 3GS (8 GB’lık ekonomik model de dahil olmak üzere)
iPod Touch -5. nesil- (Uygulamamız 4. nesilde de çalışabilir fakat şu an buna söz veremiyoruz)
Iphone 4
Ve müstakbel Iphone 5.

Android cihazlar için de daha sonra bazı çalışmalarımız olabilir. Kesin olmamakla birlikte.

Sigara içenlerimiz için süper bi çözümüm var. Sigara paketine verdiğin paranın yarısını iphone paketine veriyosun, hem sigaradan kurtulacağın bir el oyuncağın hem de elektronik kitabımıza sahip oluyorsun. Keyif diye buna denir. Keyif demeyelim aslında sen şimdi tutup bi sigara falan yakarsın, Sigaradan kurtulmanın şerefine bir sigara :) İmkân bulabiliyorsanız şimdiden edinmeye başlayın, bizim proje pişti pişiyor.

Bu teknolojiye yapılan yatırımın masraf hanesine değil kendine yatırım hanesine yazılmasını da rica ederim. Dediğim gibi imkân yoksa no proplem. Fiziksel kitap basımlarımıza devam edecek. Masaüstü sade elektronik versiyonlarımız da öyle. Fakat bu ios dünyası. Burası kesinlikle bir başka gezegen.

Aşağıdaki son Ipad reklamını sloganını mükemmel buldum.

:sevgiyle

‘Öğrenmek için tarihte bundan daha iyi bir zaman hiç olmamıştı’.

Kurantum – Kadınlar Neden Çiçek İster…?

Bir erkeğin bir kadına sevgisini göstermesinin yollarından biri neden çiçek getirmektir?

Seni Seviyorum sözcüklemesi + Bir Buket Çiçek ile fethedilen kalbe neden kadın kalbi adı verilir?

Çiçek güzeldir ve kadınlar çiçeği bu yüzden severler, öyle mi?

Çiçek bu kadar güzelse, onu kendi güzel dünyasından NEDEN KOPARIRIZ?

Sevmenin ve birlikteliğin simgesi olan KOPARILMIŞ çiçekler aslında bir KOPUŞ’u anlatmıyor mudur bize?

Yeryüzünde birliktelikleri taçlandırmak adına bu kadar milyon çiçek koparılıyorken,
koparılmış bu çiçeklerle taçlanmış birlikteliklerin bu kadar çarçabuk sonlanması bir tesadüf müdür?

Tükettiğimiz değil ürettiğimiz, yok ettiğimiz değil var ettiğimiz,
BİRLİKTE ÇİÇEK YOLDUĞUMUZ DEĞİL
BİRLİKTE NİCE ÇİÇEKLER YETİŞTİRİP YEŞERTTİĞİMİZ
AŞK VE BİRLİKTELİKLER DİLEKLERİYLE…

/Kurantum Kur’an-ı Devrim’den zamansız bir sevgililer günü güncellemesi/

:sevgiyle

Kurantum, Mitoloji rafında…:)

fotoraf 3 700x522 Kurantum, Mitoloji rafında...:)

Kurantum

Adsız1 299x700 ....

:sevgiyle

Emirciğin İlk Bayram Namazı…

emir bayram 700x522 Emirciğin İlk Bayram Namazı...

İndigonun Kurantum Çağrısı…

Photo 27.08.2011 22 26 40 kopya 526x700 İndigonun Kurantum Çağrısı...

 

İnsan-Tanrı kadehlerinin buluştuğu KDR…

İyi geceler icimde cok buyuk bir huzun var bu gece.. Butun sorularimi onceden hazirladim
Bu geceyi dun sabah ezaniyla birlikte kalbim duracak kadar bir heyecanla girdim..rabbimle konusmak ve cevap alabilmek icinn..fakat yogunlasmama ragmen olmadi yapamadim elimde sorularimla kalakaldim..husrana ugradim..o kadarda O’NUNLA konusucam diye heyecanlandim..ya ben bu odulu haketmedim yada ne oldugunu bilmiyorum..sadece icim acidi sana yazmak istedim…

*****

Tanrıyla konuşmayı konuşmakta yarar var.

İnsan kediyle konuşur, insan kediye naber der, kedi de insana cevaben miyav der. İnsan bebekle konuşur, bebek insana bebekçe cevap verir. İnsan çiçekle konuşur, çiçek insana çiçekçe cevap verir. Peki insan tanrıyla konuştuğunda tanrı insana nasıl cevap verir? Yanıt insanca mıdır tanrıca mı? Eğer bahsettiğimiz, KDR günü gibi, yoğunlaşmalı özel bir günse tanrı, insana tanrıca konuşandır. O bütün bir yıl boyunca sana ‘insanca’ konuşarak varlığını zaten unutturur sana. Bugünün önemi, senin tanrıya özgürlüğünü verebilmendedir. KDR günü, Tanrı’nın insanlıktan arındığı, gönlünce, tanrıca tanrı olabildiği gündür.

İnsan tanrıya selam verir ve onun da kendisine aleykümselam demesini bekler. Oysa Tanrı’nın etten bir dili yoktur. Yaşadığın gezegen, tanrının dilidir ve tanrı dilini çok iyi kullanır. İnsan tanrıya selam verdiğinde karşıdan aleyküm selam sesi yükselmez. Rüzgar bir başka eser mesela. Bahçedesindir, cırcır böcekleri önlerindeki nota yazılı kağıdı çevirir, bir başka tınıya geçerler. İnsan insanla konuştuğunda, kulağıyla karşısındakini dinleyebilir. İnsanın insanla konuşması bu yüzden kolaydır. İnsanlar bu yüzden bu kadar çok birbirleriyle konuşurlar. İnsanlar bu yüzden bu kadar kolay geveze olabilir. İnsan eğer bu sefer farklı bir sohbet istiyorsa, insan bu defa Tanrı ile muhattap olmayı amaçlıyorsa, o zaman o küçük kulaklarını, uzaya döndürülmüş devasa çanak antenlere dönüştürmesini bilmek zorundadır. Zor iştir tanrının aleyküm selam seslerini işitmek. Zordur, ama asla imkansız değildir. İnsanın kadehi Tanrının kadehiyle tokuşmaz. İnsan, kendi boyutlarında birinin aynadaki izdüşümüyle kadeh tokuşturacağını sanır. Karşındaki senin boyutlarında biri değildir herşeyden önce. Onun cevapları da yaklaşımları da senin aynadaki izdüşümünden farklıdır. İnsan tanrının kendisine benzemesini çok ister. Tanrı da insanın kendisine benzemesini çok ister. Sonuç? ALLAH’IN DEDİĞİ OLUR.

Tanrı ile konuşmak, insanın hayal güçlerini zorlayan, sıradışı, olağanüstü bir iletişim deneyimidir. Sen elini şıplatırsın o gök gürletir. Tanrı ile muhabbet çok sıradışı bir muhabbetir. Bugün konuştun, sorularını sordun. Aslında onun sana, hem de ne mükemmel bir yanıt verdiğini anlaman 7 seneni alabilir. 7 sene sonra bugün Evreka! diyebilmen kuvvetle muhtemeldir.

Tanrıyla konuşmayı konuşmanın dışında, konuşmanın kendisini konuşmakta da yarar vardır.

Konuşma karşılıklı yapılan birşeydir. Biriyle konuşuyorsan bu onunla karşı karşıya olduğun içindir. İnsan, karşısındakini karşısında bulamayınca kızar ve ‘Kime konuşuyorum ben hey?’ diye bağrınır. Konuşmak aslına bakarsan ilkel bir iletişim biçimidir.

TANRI İLE B1R OLMAK VARKEN ONU NEDEN KARŞIMIZA ALIRIZ?

Sen tanrıyı karşında arıyorken ne biliyorsun, aslında belki de o seninle bir olmuştur. İnsan tanrıya soru sorduğunda tanrının kendisine karşıdan cevap vereceğini sanır. Musa’nın çalılıklarda tanrıyla karşılıklı konuşması, eski zamanların iletişim biçimidir. Bugünlerin Musa’larını bekleyen ateş, içinde yanandır. Yeni çağın tanrısı sorulara cevap vermez. Yeni çağın tanrısı, seni artık o soruyu sormaya ihtiyaç duymaz hale getirir. Tanrı’nın insan olsa yapacağı en son meslek bu nedenle ilahiyatçılıktır. Yeni çağın tanrısı, soruyu vardan yok edendir. Sorun vardan yok olmuşken, senin yoktan cevap var etmek istemen, kendi isteklerinle çelişen bir davranıştır. İki insan birbirine soru sorduklarında, birbirlerine karşılıklı olarak cevap verirler. Tanrı’nın cevapları, artık o soruyu sormaya ihtiyacı olmayan bir üst model bir bilince terfi ediştir. İnsan, sorularından ayrılmak istemez. İnsan, sorularının sonundaki soru işaretinin kalkmasına hiç de hazırlıklı değildir.

KDR Günü’nde sorulan sorulara gelecek olan yanıtlar, konvansiyonel yanıtlar olmaz. Tanrı ile masa tenisi oynarsan, top duvardan sana geri sekmez. Topu duvara nişanlar abanırsın. Duvar topu emer yok eder. Bu sırada hemen arkana bir göktaşı düştüğüne şahit olursun. O kadar da ONUNLA konuşucam diye heyecanlandım diyen sen, değil ona yaklaşamamak, sen istesen de ondan uzaklaşamazsın.

Levh-i Mahfuz Kurantum’da insan tanrı ilişkisi karşılıklı değil, içiçe bir ilişkidir. KDR Günü Miraca yükselmek istediğinde aslında aldığın en müspet mesafe, özüne dönüyor olmandır. Olduğun, bulunduğun yerde. Sorularına cevap alamadığın için doğduğunu zannettiğin içindeki hüzün, aslında sorularınla vedalaşıyor olmanın kederidir. KDR Günü, mağara duvarlarına 1 gün bağırdığın, yankılarını ise 364 gün aldığın bir yılbaşıdır. En kadim takvimin karmik yıl başı. Ve bu yılbaşın, dışındaki değil içindeki tanrıyla buluşmanın dönüm noktasıdır. Tanrı ile ‘konuşmanın’ sırrı iyi dinleyici olabilmekte yatar. Hep konuşan hiç dinlemeyenlerden olma… Tanrı ile konuşmak istiyorsan sessiz ol. Şşşş…

Konu Şşşşş ve Dinle… Şşşşş…

:sevgiyle

Tanrı ile kadeh tokuşturma…

Yazı kalem altında…

Burası Tanrı'nın doğum gün-lüğü     ...