Tebrikler…

19 haziranda organlarımı bağışlıyorum….

Şarlo…

şarlo bizim ingiliz kısa tüy cinsi kedimiz. aslen ingiliz olsa da kendisi türktür :) uykuyu çok sever. levh-i mahfuz yakınlarındayken daha bi huzurlu uyuyor gördüğünüz üzre..

 Şarlo...

Organ-ik Müslümanlık diyelim buna…:) Sevgiyle…

merhaba buRAK şuan saat 20:17 ve dakikalar önce siteye bakıp okuduğum yazı beni yine şok etti.benzer mucizeleride yaşadım daha önce ( bana göre mucize belki).bazı konularda yoğunlaştığım dönemlerde sitemizde aniden yoğunlaştığım konu ile ilgili bir yazı görebiliyorum.bugünde organ bağışı yazınız beni çok şaşırttı.ben organ bağışı ile ilgili yazınızı okuduğumdan günden beri organlarımı bağışlamayı düşünüyordum ama bir türlü denk gelip gerçekleştirememeştim.bugün tam saat 12:00 a dakikalar kala antalya devlet hastanesinin önünden geçiyordum.öğle mesaisi başlamadan yetişmek için acele ederek hastaneye girdim ve sorduğum halkla ilişkiler elemanı bağış işlemi buradan yapılıyor dedi ve çok kısa sürede işlemi gerçekleştirip saat 12:00 da ben hastane kapısından dışarı çıkıyordum.bağış kartım şu an elimde artık benim organlarıma eskisinden daha iyi davranmam gerek çünkü artık sadece bana ait değiller.bu arada birde ilik bağışı konusunu öğrendim bugün o konuda çok bilgim yok ama araştırıp o konudada yapabileceğim birşey varsa yapmayı düşünüyorum.
işlemi anlatmamın sebebi düşünen varsa bağış işleminin 10 dk bile sürmediği.
bana garip gelense benim bağış günümle ilgili yazının aynı güne denk gelmesi…sanırım bizim ailede bizim bilmediğimiz bir haberleşme sistemi var.ben benzer yeşleri çok yaşadım.bazen benim düşüncelerimi dile getiren başka bir okuyucumuz oluyor ve ben diyorum bu düşüncedede yalnız değilmişim.sevgiyle kalın…
bu arada annem duyunca bağışı kızım bir bu kalmıştı yapmadığın dedi.aramızda ne kadar uçurum olduğunu siz tahmin eden artık…

En matrak vites…:)

Selam,tekrar başladım okumaya…Bu arada aslında içinde peygamber lafı geçen sık kullandığım bir tabir vardı”peygamber vitesi”.Bu aralar fren balatalarının şişip sakata geleceğimi hissettiğim olaydır.Genelde benzin göstergesi kırmızı dolaştığımdan(alışkanlık:)).Ama hep sormuşımdur neden beleş gitmenin adı “peygamber vitesi”diye.Son zamanlarda farkettim ki o fren tutmaz hale gelip kaza yapıp ölünce “hak”yoluna gidiyosun(öyle der ya atalarımız) yaa..haaa dedim buymuş demek:)

Kuş tüyleri…

Sevgili ailem, Sizlerde de oluyor mu bilmiyorum ama kitabımızı okudukça garip şeyler yaşamaya başladım. Beni ziyadesiyle şaşırtan birkaçını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Birkaç gün önce kitabı okumaktan yorulup biraz ara vereyim diye gözlerimi kapadım, okumayı durdurdum ama zihnimi durdurabilene aşk olsun. Ha bire sorular geliyordu aklıma, bir taraftan merak diğer taraftan endişe ile “İyi de nasıl olacak bu devrim, ben nasıl değişeceğim, insanları delirmediğime nasıl ikna edeceğim.” diye düşünürken alt kattaki dükkandan gelen bir müzikle irkildim. “Biliyorum kolay değil…” diyordu şarkı. Önce dikkate almadım, alışık olduğum üzere, bizim X açtı yine radyoyu, bakalım şimdi hangi şarkı çalacak, diye düşünüyordum ki devamı gelmedi. Tek şarkı, biliyorum kolay değil… Bir mesaj mı bu diye düşünürken, sokağa çıkıp oynayasım geldi. DONA benimle irtibatta yuppiii diye bağırasım geldi. Sonra galiba ben deliriyorum dedim…

19 ve RaHman-RaHim-RuH kriptolarını okurken, eskiyen ama benim kendisinden bir türlü vazgeçemediğim arabamın plakası geldi aklıma. Ne alaka demeyin, plakamın şehir kodu toplamı 9 idi, yani x+y=9 denklemi gibi :))), harflerden oluşan kısmı ise RH :))) Sonra kendime gelip, ben deliriyorum, her şeyde bir anlam, bir mesaj aramaya başladım, bu pek iyiye işaret değil dedim kendi kendime…

En garibi de şu, gece saçlarla ilgili bölümü okuyup kitabı kapattım ve uykuya daldım. Çok istememe ancak evi genelde otel gibi kullandığım için tüylü tüysüz hiçbir hayvan dostumu ev arkadaşı edinememe rağmen, sabah yastığımda minicik bir kuş tüyü ile uyandım. Yok yok, sanıldığı gibi kuş tüyü yastık kullanan biri değilim. :)) Yani o tüyün kaynağı evim olamaz, bu mümkün değil. Geriye tek bir olasılık kalıyor, tüy dışarıdan geldi. Ama nasıl, niçin ve neden o sabah geldi, orasını aklım kesmiyor işte. Vardır bir sebebi hikmeti deyip çok fazla aklıma getirmemeye çalışıyorum. :))

Yazı…

Yazacağım şeyler olacak. Şu anda, yazacağım şeylerle önce ben kendim yıkanıyorum. İşareti alınca kağıda dökeceğim. Organ bağışı ve peşinden gelen diğer mektupları da daha sonra paylaşacağız. Şu an olağanüstü bir süreç yaşadığımız için. Yayınlayalım aradan çıksın yaklaşımında hiç olmadım. Düşünce gücümüz bölünmemeli. Bu durumlarda sitemizin büründüğü sessizlik, gerçekte dolu dolu bir içeriktir. Şimdi sessizliğe devam.
imza Yazı...

Donanmamızı GAZZE KIYILARINDA görmek istiyoruz…

Gazze yardımları, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edilmelidir. ‘Yurtta barış, cihanda barış’ ordusu bugünler içindir. Dünya, AMERİKA DA dahil olmak üzere, bu bela devletin hükümranlığını yıkacak öncü bir devlet bekleyişindedir. O ülke Türkiye’dir.
Yurtta sulh,
Cihanda sulh ülkesi:
Levh-i Mahfuz Türkiyesi…
imza Donanmamızı GAZZE KIYILARINDA görmek istiyoruz...

Özümüze dönüş…

insanların okuması gereken ilk ve tek kitap gibi içine herşeyi sığdırmış .hayatta verilebilecek en güzel hediye bence konuştuğum herkeze öneriyorm ve sabırsızlıkla cıkacak olan kitabınızı bekliyorum. çünkü; eksik kalan birşeyler var gibi kitap hiç bitmesin istiyorsun.umarım birgün hepimiz özümüze döneriz.

Devlet buyuklerimize nasihatler…

Israil, once Turk Deniz Kuvvetleri binasini bombaladi ve ardindan Turk bayragi cekilmis sivil yardim gemilerine saldirdi. Israil devleti, Turkiye devletini bir savasin icine cekmek isteginde. Devlet buyuklerimize cagrimiz, asla ve asla bu olaylarin, iki devlet arasindaki catisma halini almasina izin vermemesidir. Bugunler savasci degil barisci Turkler olmamizi gerektiren gunlerdir. Savas secenegi disindaki tum manevra ve tepkilerin en agirlarinin hayata gecirilmesini tavsiye etmekle birlikte, cikis stratejimiz Turkiye nin bu magdur pozisyonunu korumaya devam etmesidir. Magduriyetimiz, dunyayi uykusundan uyandiracak guctedir. Bugun, 31 Mayis 2010, iki denizin birlesmesi projemizde bir donum noktasidir. Islerin tersine donmeye basladigi gundur. Herkese hangi safta bulundugunu gostermesi icin bir sans taninmistir ve Tanri bunun icin tansiyonu yukseltmistir. Global intifada baslamistir. Tum insanliga hayirli olsun, Tanri nin dogum gunu kutlu olsun.

Gemilerden canlı…

Karanlik denizlerin Gazze gemisi…[Guncellendi]

O geminin ve murettebatinin tek bir kilina zarar gelirse bu, Israil filmi icin ‘The End’ demektir. Biz hepimiz, o gemideyiz, ben de o gemideyim. Ilac yardimlarini teslim etmek icin ilaclarin son kullanma tarihinin gecmesini bekleyen bir zalimlik, benim icimde nasil ofke firtinalari yaratiyor… Bu zulmu dusundukce ruhum savas elbiselerine burunup, en agir silahlarla ustune yuruyor bu vahsetin. Israil bende bu duygulari yaratiyorsa, Ortadogu’nun Musluman militian ruhunda yarattigi ofkeyi siz hesab edin.

Ey Kudus’un Hitlerleri! O gemiler, o cocuklara ulasacak.

Sen de aklini basina al OBAMA. Seni oraya Yeni Dunyanin Pisirik Yuzu olman icin getirmedik biz. Karanlikla isbirligi yaptikca, isigini sonduruyorsun. Ulkenin mavi sulari bile karanliklara gomuldu. Denizlerinin temiz kalmasini istiyorsan, bu gemilerin yolunu acacaksiniz.

O gemiler tarih limanindan demir aldi. Batarlarsa, dibe cokenler sizlerden baskasi olmaz.

Filistin toplumuna uygulanan insanlik ambargosu delinmistir.
Tum insanliga hayirli olsun.
Tanri’nin dogum gunu kutlu olsun.
imza Karanlik denizlerin Gazze gemisi...[Guncellendi]

—–
Bu yaziyla ayni saatlerde yayinlanan bir Obama haberi.

Haber

Junior… [Güncellendi]

Sevgili buRAK bugun benim icin ozel bir gun ve bunu bizlerle paylasmak istedim. Ne zamandir aklimda olan birseyi gerceklestirme asamasindayim. Sanirim gecenyildi sitede yazdigin bir yazi beni cok etkilemisti gerci tum yazilarin oyle ama bir anne olarak belki o yazi beni daha farkli etkilemisti.
Bir oglum var ama bugun su anda resmini elimde tuttugum uzaklardan taa UGANDA-Busiki den bir oglum daha oldu. Adi Junior 5 yasinda sirinmi sirin siyahi bir cocuk. Anlayacaginiz uzaklardan evlat edindim. Ailesine, buyumesine ozellikle okumasina yardimci olacagim.
O da bana simdilik yaptigi resimleri yollayacakmis gelirgelmez buraya koyacagim. Tanrim ne cok cocuk var boyle yardima muhtac keske keske diyorum hepsine yardimci olabilsek.
Ama bir yerlerden baslamak gerek, ben tanrimin yardimiyla basliyorum .Cok ama cok mutluyum. Sana da tesekkurler buRAK cok guzel seylere on ayak oldugun icin.

notu Junior... [Güncellendi]
O yazı sanıyorum ‘Toplumun çocuklarını doğurmak…’ yazısıydı. Okuyucu ailemizle ne kadar gurur duysam azdır desem yetersiz kalır. O yüzden en güzeli, bi şey demeden bu muhteşem şeyin tadını çıkarmak. Bir de Levh-i Mahfuz’un sayfalarca söylediği ‘organlarımı bağışladım’ haberlerini aldım mı tam olucak. Selam Junior… Selam sana çikolata renkli peygamber çocuk.
junior Junior... [Güncellendi]
——
Organların bağışıyla ilgili hiç bir yerde bir şey belirtemiyoruz. Çünkü böyle bir kağıt imzaladıktan sonra hayati tehlikesi olanlar grubuna giriyoruz. Bir önerisi olan?
notu Junior... [Güncellendi]
Bu endişenin karşılığı kitapta, ilgili bölümde vardı. Fakat bu konuda, özgür iradeye hiçbir itici telkinimiz olmaz. Organ bağışlamanın çoook basit bir yolu daha var. Ailemize bunu kişisel bir vasiyet olarak tembihlersek, onlar da vasiyetimizi yerine getirirse, iş bitiyor. Herkese yeni hayatı hayırlı olsun. Ben de buradan kendi aileme vasiyet ediyorum efendim. Ben öldüysem, gittiğim yerde, dalak, böbrek, karaciğere hiç ihtiyacım olmaz. Konu-komşuya dağıtalım efendim. Ne yani bizim kurbanlık hayvanlar kadar kıymetimiz yok mu ki, onlar değerlendiriliyor biz çöpe gidiyoruz. Verelim, verdirelim. Artık kimin ihtiyacı varsa. Kalanlarımın da okyanusta köpek balıklarına verilmesini isterim ama, gidiş geliş zor olmazsa tabi :)
imza Junior... [Güncellendi]

Peygamberbacaları…

Sevgili buRAK, kitabımızıda gezmeye götürdüm ve çok anlamlı oldu peri bacaları arasındaJ bende çok mutlu oldum.
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,ppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyygggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggg
notu Peygamberbacaları...
Yorumu yazı alanına ekledim. Sonra da bu yazının başlığı ne olsun diye bir milisaniye boyunca düşünüp yukarıdaki başlığı attım. Peygamber-bacaları yazdıktan sonra da birşey farkettim. Bir kitap ismi olarak ‘Peygamber Çocuklar’, ben de dahil olmak üzere hepimizde, tüm okuyucu ailemizde çok büyük bit tabuyu kırdı. ‘P-e-y-g-a-m-b-e-r’ kelimesini cümle içinde kullanabiliyoruz artık… Din üzerindeki kalıpları kırmanın çok önemli bir bölümü bu kelimeden geçiyor. Din sevgi dini de. Din özgürlük dini de. Ondan sonra da PEYGAMBER kelimesini duyunca önünü ilikleyip, esas duruşa geç… İşte bu çelişkiden kurtardı/kurtarıyor bizi kitap. 2 sene kadar önce bu sitede ilk ‘elçi’ kelimesini kullandığımda, bir kısım dostlarımızdan işittiğim tırlar dolusu lafı düşününce ( :) vardığımız noktaya sevinmemek elde değil. Kavramlar yerli yerine oturuyor. Bunu gitar çalmayı öğrenirkende farketmiştim. Birkaç sene önce öğrenirken zorlandığım akorlar, aradan geçen senelerde gitara hiç dokunmadığım halde, artık bana daha kolay gelmeye başlıyordu. Peygamber Çocuklar da öyle… Bizim kitaplarımızın önemli bir özelliği, almasan bile, markette adını okuduğun anda bile sende değişimlerin tetiğine çoktan basmış olması. Hani var ya. Adını çok duydum ancak alıp okuyabildim. Tanrın-doğum-gün kodları, zihin sisteminde çalışmaya daha ilk duyduğun anda başlamıştı, ‘aldım okudum’ dediğin bunun neticesi. Bu mekanizma, bizi çok matrak sonuçlara da götürmüyor değil. PEYGAMBER ÇOCUKLAR DENEN KİTABI OKUMADIM OKUMIYCAM DA!!! diyen herkese geçmiş olsun :) Okumaya başladın bile.

Kitap kapaklarının kitapların birinci sayfası olduğunu düşünsek de, bu birinci sayfanın da bir önceki sayfası var. Bu şeffaf sayfanın adı Sayfa sıfır: Bu kitabı okumak için önce cesedimi çiğnemelisin sayfası. Bu sayfanın altında eskilerin ‘şeytan’ dediği, benim ise şu an ‘zincire vurulmuş zihin’ olarak ifade edeceğim mekanizma var. Sayfa sıfır önyargı sayfası. Kimisinin bu sayfadan geçmesi uzun sürebiliyor. Fakat no problem. Daha adını duyduğu andan itibaren, Levh-i Mahfuz karadeliğinin çekim alanına giriyorsun. Fanatik forumlarda falan okumayın, dinden çıkarsınız, büyücü o falan dedikleri de bu çekim alanı. Ey babayiğitler, bu kadar dinibütün Müslümanlarsanız neden korkarsınız? Doğrunun yalandan korktuğu nerede görülmüş? Kaybetmekten korktuğun şeyin adı bil ki hakikat değildir. Doğru özgüvendir. Diğer düşünce sistemlerine gelin ulan hepiniz gelin, ister tek tek, ister hepiniz birarada gelin der. Mevlana’nın ne olursan gel’inin altında bir meydan okuma gizli. Tabi aradan geçen yüzyıllarda bu söze, fona döşenen Ney’in, huzur kaşıyıcı sesinin etkisi altında anlamını yitirmiş durumda. Sen bunun altını çize çize, hepiniz, bütün düşünce sistemlerinizle, bütün akıl hocalarınızla, bütün kütüphanelerinizle karşıma gelin lan, diye söylediğinde geçen bir dostumun sitede söylediği gibi ‘Acaba üslubun fazla mı sivri?’ olabiliyor. Fona bi ney konçertosu alarak söylenecek sözler değil bizimkisi. Şey, afedersiniz o insanı öldürmemeniz mümkün mü efendim? Değil mi? Peki efendim, rahatsız ettim, hürmet ederim’ mi dersin, yoksa onu durdurmak için dövüşmek de dahil elinden gelen neyse onu mu yaparsın? Unutmayalım ki ‘İmdat’ yuvarlakça söylendiğinde hiçbir anlam ifade etmeyen bir kelimedir. ‘İmdat’ diyeceksen, bağıracaksın. Levh-i Mahfuz felsefesi de ancak, kimsenin gözünün yaşına bakmayan kesin ve keskin üslupla ancak kaleme alınabilirdi. Hakikat tek seçenekli konuşur. Olmasa da olur’u hissettirdiğin anda Levh-i Mahfuz biter. Bu yeni tasavvufun, gerçek adıyla İslam Tasavvuru Felsefemizin resmi müziği bu yüzden sert rock’tır. Mevlana Ne olursan ol gel’i söylediğinde, evden huzur melodileri yükselmiyordu. Adamlar kapısına dayanmıştı. Mevlana, bir turizm bölgesinin müze evinde değil, gerilimler, çatışmaların, saldırıların ortasında yaşadı. Unutmayalım. Mevlana yaşarken Konya’nın milli bir değeri değildi. Mevlana yaşarken, Konya’nın en tartışmalı adamıydı. Yüzyıllar geçip de tartışma bitince kültürel bir değer halini aldı.

Çok uzattım. Ne güzel, günlük hayatlarımızde peygamber kelimesi geçen cümleler kurabiliyor herkes diye içimden geçiriyordum. Dinlediğim müziğin sesini açmak için kalktım, anfiye gidip geri döndüm. Döndüğümde bilgisayarımın klavyesinin üzerinde bir kedi yavrusu ve üzerine bastığı 3 tuşun yazdığı o inanılmaz kelime vardı:
,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,ppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppppyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyyygggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggggg

imza Peygamberbacaları...
DSC 0052 300x199 Peygamberbacaları...
DSC 0053 300x199 Peygamberbacaları...

 Peygamberbacaları...

Aile…

Hayatımın referans noktası oldu Levh-i Mahfuz …Herşeyim ona endeksli artık :))) Reiki masterı arıyorken bile karsıma Levh-i Mahfuzu okuyup benimsemiş bana yardım edebilecek birini çıkar Tanrım diye dua ettim olmadı ha şuydu buydu olur mu derken nihayet dün çıkardı :))) çok şükür :)))) Son 2 aydır herhalde rahat 20 taneden fazla siteden ayrı kendi elimle DNRdan ayrı alıp alıp dağıtır oldum Levh-i Mahfuzu sürekli tavsiye ile aldırdıklarımın sayısını zaten tutmuyorum…Ben kurumsal ve kişisel koçluk yapıyorum ilk seanstan itibaren danışanlarıma gerek kurumsal gerek kişisel hiç fark etmez ne hedefi varsa ne tıkanıklığı varsa yaşama dair herkese tavsiye ediyorum ve bi de takip edip kontrol ediyorum okumus mu diye :))) ne üstüme vazifeyse artık :)). İlginçtir aile!!! eşrafında bir türlü nasib olmamıştı tavsiye edebilme sanki en yakındakiler en duyarsızlar gözlerinin önünde duran “küheylan” LEVH-İ MAHFUZ u hiç mi hiç görmüyorlar merak etmiyorlar anlatıyorum ilgi göstermiyorlar lafı değiştiriyorlar okumadan bilmeden atıp tutup eleştiriyorlar …Halbuki sürekli evin her köşesinde ve her hafta başka başka yeni versiyonları itina ile yerleştiriliyor ki dikkat çeksin de belki merak eden nasılsa fazla var bunu da ben alıp gideyim desin diye ama nerdeeee bizim Aile !! KÖR gibi bakıp yanından geçip gidiyor ….İşte o zaman buradaki misyonumuzu Ruhun Aile seçiminin anlamını ve HAKİKAT AİLE kavramını anladım. Bizler burada bulunuyoruz ama bu aile ile hasbıel-kader TEKAMÜL ediyoruz ve birlikte onların TEKAMÜLÜnde rol oynuyoruz işte bütün AİLE bağımız bundan ibaret …. Anlayana tabii:)))

O bakımdan yetiştiriliş tarzımızda var ya hani büyüktür doğrudur….Saygıda kusur etme…Ataerkil egosalbağımlılık… İşte senin bir inancın var ve doğruluğuna canı gönülden inanıyorsun ama söylemen ayıpTIR “büyüğümüz ne derse O doğrudur ” diyip kendini ifade edememe durumu bekliyorlar AMA NAFİLE YEMEEEZ onlar ANA BABA ya sanki beni hayata getirmişler ya ONLAR ne düşünürse doğru düşünür gibisinden itaat etmem bekleniyor…Tamamen ŞEYH kültürünün tıpkısı aslında.. Ben itaat edeceğime etmişim gerisi BOŞ …Ama bunu yaparken öyle bir dönemdeki bu AİLE fertleri(m) su an herbiri bi dertle boğuşuyor…Kimi kanser olduğunu öğrendi aniden son 1 ayda olanlar bunlar kimi Oğlunda milyonda bir rastlanan uyku hastalığı olduğunu öğrendi işte kimi genç annesini kaybetti aniden kimi işini kaybetti kimi psikolojik depresyonda falan filan ….
Eeee napalım demek ki böyle öğrenmek daha hayırlı onlar için…Benden bu kadar bana düşen sadece tavsiye etmektir…
RABBim herkese en iyi şekilde öğretir. Sözde AİLEm de hissedemediğim koşulsuz sevgiyi kabulü ve içsel huzuru HİÇ YÜZÜNÜ GÖRMEDİĞİM AİLEMLE beni tanıştırıp buluşturduğun ve bu duyguları yaşattığın için buRAK sana bir kez daha sonsuz şükran ve teşekkür .

Sevgilerimle..

Gandi yeni yuvasında…

Öretmenimiz Gandiye, Gandimiz Örtmenimize emanet.
fotoğraf 6 Gandi yeni yuvasında...
Bu arada diğer Kediyelerimiz için bizim yeğeni trene bindiricez, iki tanesini Ankara’ya okuyucu ailemize bırakıp gelecek. Sonra da ver ilini İzmir.

CC’ye seslenirken Emir kipi kullanmayalım lütfen…:)

Senin Te Allah cc belanı versin…

Yer…

sözün bittiği yer bu kitapları daha okurken kendi kıyametimi yaşadım ben ,,,..teşekkürler sana ve tanrıma… söylenmesi gerekenleri herkes söylemiş zaten .. Oğluma kalk artık pc başından diyemiyorum artık ..insanları silkeleyip uyanın diye bağırmak istiyorum.. Zamanı sabırla bekliyorum. artık yolumuzu kendimiz güzel kuran ışığındabulmalıyız diye düşünsem de. 3. kitap yada (3 . ışık demek geldi içimden )ne zaman çıkacak yolmuzu hızlandırmak için ?

yalnızdım,yıllardır öyle bir sanı içinde,herşeye bu böyle olmamalı diyerek geçen kimlik bunalımlı azaplı günler, kendimi kendime soruyordum,sen kimsin,senin sen dediğin,bu beden nedir.nedendir,bu olanlar..sorgulamalar hep sürdü..sonra günün birinde bir hissediş sanki bir vuruş derinlerden, dünyaya bir ışık gibi..bir gece vakti..alem,adem,uykuda iken..bir patlama ile gelen bir deyiş…
“”" uzun bir ağacın kovuğunda gizlenip kalan,uzat kafanı dışarıya bir bak,,sen ne için varsın,ve varlığını var edene neden muhtaçsın,,anlaki sen sana muhtaçsın..en ilahi olanım, seni var etmedim.BEN beni var ettim..bunu iyice anla..bir damla gözyaşı bile kalsa varlığından BENİ anlayamazsın..ki O aşk ile atılsa dahi..”
işte bu söze gelip,kalemle yazılandan sonra,bir hafta kadar,nerede olduğum ve ne yaptığımı bilmiyorum diyorum..çünkü bu konuşan kimdi,bu cümleler nasıl çıktı dışarıya..ve bu olanlar ne idi..kimselere anlatamadım,ama içimdeki o tatlı heyecanı nasıl anlatayım..bir örnek olsada desem diye günler geçti ve benzerleri yada benzemeyen yeni kısa cümleler oluşmaya başladı..ben sordum ve cevap aldım ama hep gizli kaldı içimde..ne zamanki bu cihana bir pehlivan geldi,ve anlatmaya başladı..ve yazdığı bu doğum günü bilgeliğinin beni nasıl teyit ettiğini anladınız sanırım..yalnız olmadığımı anladım ve bunları yazıyorum artık..bugünlere yetiştik elhamdülillah ,yüce dosta nasıl hamd etmem bu aşk ile bu tatlı derde düşen bilir,sevdayı gönülden hisseden bilir,yalnız olmadığını…..işte böyle.bilir…hamd alemlerin rabbine aittir..ona hamd olsun…

Vahsi Bati devam…

 Vahsi Bati devam...

 Vahsi Bati devam...

 Vahsi Bati devam...

Peygamber Cocuklar Antalya…

 Peygamber Cocuklar Antalya...

Peygamber olacak çocuk ana karnından belli olur…:)

356469655278 Peygamber olacak çocuk ana karnından belli olur...:)
Anne karnındaki bebek ultrason görüntülerinde “her şey yolunda” anlamına gelen baş parmak işaretini yapınca, hem annesi hem de doktorlar şaşkına döndü. 35 yaşındaki İngiliz anne Marie Boswell, 20 haftalık bebeğinin ultrason görüntülerini “anneciğim ben iyiyim mesajı veriyor” diye yorumladı.

“Gerçekten çok komik, bize baş parmağıyla iyiyim diyor. Hayatımda ilk defa böyle bir şeye tanık oluyorum. Bu ultrason fotoğrafını saklayacağım ve büyüyünce ona göstereceğim.”

Bu arada bebeğin alışılmışın dışındaki bu pozisyonu yüzünden doktorlar bebeğin omurgasını tam olarak görüntüleyemedi ve ultrason yeniden alındı.

Bol şans…

TANRI’NIN DOĞUMGÜNÜ KİTABINA YAKIN ZAMANDA BİR TANIDIĞIM VASITASIYLA ULAŞTIM.BELKİ GEÇMİŞTE OLSA ELİME ALABİLECEĞİM BİR KİTAP OLMAZDI.ÇÜNKÜ DİNİ ANLAMDA FAZLASIYLA YOZLAŞMIŞ,KATI,SEVİGİSİZ BİR MEMLEKETİN BİR ÇOCUĞUYUM BEN.ORDA DOĞDUM AMA ONLAR GİBİ OLMAMAYI SEÇTİM BEN.AKLIMIN YATMADIĞI HER ŞEYE HAYKIRARAK HAYIR DEDİM.ONLARIN İNATLA DİRETTİKLERİ HER ŞEYE HAYIR DEDİM.YAŞAMLARININ MERKEZİNE ALDIKLARI DİNİ REDDETTİM.ASLINDA DİNİ REDDETMEDİM.BİR YARATANIN OLDUĞUNA VE YARATTIKLARININ MÜKEMMELLİĞİNE HEP İNANDIM.HEP BİLDİM BANA DAYATILMAK İSTENENİN GERÇEĞE UYGUN OLMADIĞINI.SEVGİYİ,DAYANIŞMAYI VE DAHA BİR ÇOK İYİ ŞEYİ ÖĞÜTLEYEN BİR TANRI’NIN, ONLARIN DAYATMAYA ÇALIŞTIKLARI GİBİ BİR ŞEY OLMADIĞINA YÜREKTEN İNANDIM.ÇOK SONRALARI ENERJİ DİYE BİR KELİME GİRDİ YAŞAMIMA, YAŞAMIN ÜZERİMDE OLUŞTURDUĞU AĞIRLIĞI KALDIRAMADIĞIM BİR DÖNEMDE.MEDİTASYON YAPMAYA BAŞLADIM.YAŞADIKLARIMIN RUHUMDA TIKADIĞI NOKTALARI BULMAYA ÇALIŞTIM, GEÇMİŞTE TAKILIP KALDIĞIM VE BİR PARÇAMI ORDA BIRAKTIĞIM HER NOKTAYA GERİ DÖNÜP PARÇALARIMI TOPLAMAYA BAŞLADIM BİR BİR.SONRASINDA YAŞADIĞIM BAZI DENEYİMLER SONUCU KORKUP MEDİTASYONU BIRAKTIM.( YAŞADIĞIM ŞEYİN ADI ASTRAL SEYAHATMİŞ.MİŞ DİYORUM ÇÜNKÜ HAKKINDA EN UFAK BİR FİKRİM YOKTU VE BU DENEYİM BENİ ÇOK KORKUTTU.)ÇÜNKÜ ÇAMURA BULAŞMIŞSANIZ VE EN KÖTÜ TARAFI ÇAMUR ÜZERİNİZDE KURUMUŞSA ( TAMAMEN BİR ÖRNEKLEME) ONU TEMİZLEMEK ZAMAN ALIR.ASLINDA O HALİNİZE ALIŞMIŞSINIZDIR VE ALIŞTIĞINIZ YAŞAM BİÇİMİNDEN VAZGEÇMEK İSTEMEZSİNİZ.İNSAN İYİ DE OLSA KÖTÜ DE OLSA BİLDİĞİ SULARDA YÜZMEK İSTER.BİLMEDİĞİM BİR DÜNYANIN İÇİNE ADIM ATMAK ( NE YAZIK Kİ BU BİLMEDİĞİM DÜNYA ASIL BEN , GÖRMEYİ BECEREMEDİĞİM YA DA BENDEN ONU GÖRMEM İSTENEN ZAMANA KADAR BENDEN SAKLANAN BEN:) KORKUTTU BENİ VE GERİ ÇEKİLDİM.SONRA HER ZAMANKİ SAĞLISIZ, GELİŞİM VE DEĞİŞİMDEN UZAK BİR YAŞAMA GERİ DÖNMEYİ TERCİH ETTİM.AMA BU DA BENİ TATMİN ETMEDİ.BAZI ŞEYLERİ FARK ETTİĞİMDE ARTIK ESKİ BEN DEĞİLDİM.YENİSİNDEN KORKTUM TAMAM.ARKAMA BİLE BAKMADAN ESKİ BENE SIĞINDIM.AMA SANIRIM HER ŞEY İÇİN ÇOK GEÇTİ.ARTIK EN KÖTÜ YERDEYDİM.ESKİ İLE YENİ BEN ARASINDA SIKIŞIP KALDIĞIMI HİSSETTİĞİM BİR DÖNEMDİ.KARAR VERMEK ZORUNDAYDIM.SANIRIM HALA BU SÜRECİ YAŞIYORUM.BU SÜREÇTE KARŞIMA ÇIKTI TANRI’NIN DOĞUM GÜNÜ VE BENİ BİR KERE DAHA ALT ÜST ETTİ.YENİ BENE BİR ADIM DAHA YAKLAŞTIRDI BENİ.HİÇBİR ŞEY TESADÜF DEĞİL.KİTABIN KARŞIMA ÇIKMASI HELE Kİ BENİM İÇİN BÖYLE BİR ZAMANDA….BUNCA ŞEYİ NEDEN YAZDIM BİLMİYORUM.BU ARA HİÇBİR ŞEY BENDE “BİLMİYORUM”DAN İBARET.KAFAM ÇOK KARIŞIK.AYNI ZAMANDA RUHUM ÇOK HAFİF.OKUDUKLARIM KAFAMIN KARIŞMASINA SEBEP OLSA DA HAFİFLETTİ BENİ.SANIRIM HALA KORKUYORUM.BİLDİĞİM SULARA GERİ DÖNMEK İSTİYORUM.AMA HER ŞEY İÇİN ÇOK GEÇ OLDUĞUNUN FARKINDAYIM.BANA YENİ BENLE İLGİLİ BOL ŞANS DİLEYİN.KORKULARIMDAN ARINABİLDİĞİM, KENDİME DOKUNARAK YAŞAYABİLECEĞİM BİR YAŞAM İÇİN BANA BOL ŞANS DİLEYİN.

Duvar…

Sevgili buRAK atasözlerini çok severim.yeri gelir bazen cuk oturur.HANİ CAMİNİN DUVARI HİKAYESİ VARDI YA..Ehbayan olarak son kelimeyi yazamıyorum amma artık olay cami duvarına i….. aştı.CAMİ içine ediyorlar.yazdıklarını çürütemiyordaha iyisini yazamıyorlar.Eh sataşalım bari canını acıtalım diyorlar.Senin kitaplarını okuyup dinden çıkanı duymadım ,ama senin kitaplarını okuyup, kendini bulan islamın ne olduğunu yeni anlayan namaz kılmayı yeni öğrenen nice insanlar gördüm etrafımda.2gün önce uzak bişehirden biyakınım geldi.Çok iyi yetiştirilmiş,iyi bi eğitim almış üst düzeyde çok yoğun çalışan biri.biraraya gelince saatlerce konuşur dertleşiriz”abla çalışmaktan bıktım artık insanların sorunlarına çözüm bulmak için kafa patlatmaktan yoruldum.Biliyor musun ben kendime ağlamak istiyorum artık..acaba bana uygun bişe var mıdır bu dünyada?bi çözüm var mı?Benim için yazılmış bikitap var mıdır acaba?”var tabi dedim”nasıl yani”dedi.Yurtdışındaki yakınıma yollamak için sizden istediğim peygamber çocuklar hazır bekliyordu kitaplıkta.”Al bunlar senin,oku hemen”dedim isimleri okuyunca tedirgin oldu”Bende aynen böyle tepki vermiştim” dedim.Çok okuduğu halde ne ismini nede kitaplarını duymuş.Kime yollayacaktım, kime kısmet oldu.buda çok ilginç..vardır bisebebi hikmeti dedik.” senin hakkını nasıl ödeyeceğim ben.para kabul etmedin.Yolladığın kişinin hakkına el uzatmış olmuyorum mu şimdi?ne yapmam gerek”diye sorunca isteklerimi sıraladım”bu kitapları sırasına göre oku.dinlene dinlene,sindire sindire oku.anlamazsan başa dön oku,ama lütfen roman okur gibi okuma sakın.Tek bikelimesini bile kaçırma.sonra bu kitaplardan al sen de sevdiklerine hediye et”Nasıl bişeydir bu YARABBİM ben tesadüf sonucu görmüştüm başucu kitaplarım oldu.Gelen bayan benim can arkadaşım bana benim için yazılan bikitap var mıdır bu dünyada dedi İÇİMDEN vargücümle aman TANRIM neler oluyor böyle sen ne büyüksün nelere kadirsin,ben kitapları kimin için istedim kime verdim…bu nedir böyle ya..yemin ederim tüylerim diken diken…VARDIR BİSEBEBİ HİKMETİ.Bu yaşananlar boşuna değil,eminim bundan.ben biliyorum ki onlar yüzler binler milyonlar oluyoruz akıyor akıyoruz.bu yaşadıklarımızın izahını yapacak biri var mı aranızda doğum günü ailemmmmm….

İstanbuldan izmire kedi goturebilecek yilcu ariyoruz stop…

Sipariş sistemi…

İlk günden beri en çok istenen bir uygulamayı nihayet hayata geçirebildik. Artık Doğumgünü Kitapçısı’ndan verilen kitap siparişleri, kapıda ödenebilecek. Yer yer bir kitap parasını bulan banka komisyonlarıyla uğraşmaya gerek kalmıyor. 1.5 lira ödeme masrafı var o kadar. Çok güzel oldu. Siparişi verdikten sonra 216 3601326 telefonu arayıp 4ü tuşlamak ve şu şu numaralı siparişimin ödemesini kapıda yapmayı taahhüt ediyorum mesajı kaydetmek yeterli. Telefonla sipariş sistemi de komple yenilendi, sadeleşti bu arada. Bilgilerinize sevgiyle sundum.

5/8…

Su anda evde 8 kedi var ve bunlarin 5i uzerimde :) 2si ensemde kulagimla oynuyor, ikisi dizlerimden tirmanip kendilerini asagi birakma oyunu oynuyolar. Gandi ise karnimin uzerinde onlari izliyor :)

Doğumgünü Kediyesi ‘Gandi’…

Bu Kediyeye, Gandi adını verdim. ‘Basit yaşa ki herkes varolabilsin’ kelamının sahibi Gandi’nin adını verdim… Diğer kardeşleri ziyafetle meşgulken Gandi onları uzaktan izlediği için. Annelerinden ayrıldılar yavrular. Anne, kısırlaşma ameliyatı oldu dün. Zamanı gelmişti. İyileşince eski hayatına, eski arkadaşlarına geri dönecek. Fakat bu çocuk, Gandi, sütten kesilmeye bir isyan içinde. Ancak biraz seversen biraz yemek yiyor. Gandi, diğer yavrulardan farklı olarak annesinin bakamayacağı için bıraktığı, bizim balçığın içinde ölmesine dakikalar kala bulduğumuz yavruydu. Isıtma operasyonlarıyl hayata döndü, diğer kardeşiyle birlikte. Hayata döndükten sonra da annesine en düşkün olan kedi Gandi oldu. Annesinin gölgesi gibiydi. Annesi nerede Gandi orada. Annesinin kafasının üzerine uyuyordu. Bu durum bana, kedi bebelerinin cenin halindeyken bile etrafında olan bitenden haberdar olduğunu gösterdi. Annesine hasret kaldığını hatırlıyordu. Farkındalık diye buna deniyor sanıyorum. Sözün özü, Gandi, üzerinde bol bol düşünebileceği bir filozof kucak arıyor efendim.
imza Doğumgünü Kediyesi Gandi...

gandi 300x225 Doğumgünü Kediyesi Gandi...

 ...

Levh-i Mahfuz Şelale…

 Levh i Mahfuz Şelale...

 Levh i Mahfuz Şelale...

Yeni oyuncak…

Bir dostum, internette karşısına çıkan bazı Levh-i Mahfuz yorumlarını göndermiş. Yanlış hatırlamıyorsam iki şey göndermiş. Birinde birisi bir yazı yazmış. Yazı, Levh-i Mahfuz’dan bloklar halinde kopyala yapıştırlarla oluşturulmuş. Virgülüne bile dokunmadan aynen aktarmış. Çok dikkatli bakamadım ama ‘kaynak’ gösterdiğini de göremedim. Böyle durumlarda yazıya yorum yazılması yerinde olur diye düşünüyorum. O kaynak belirtmediyse, biz belirtiriz olur biter. Ya da sitenin yöneticisi kimse ona söylenebilir. Hiç de dürüst olmayan bir durum var ortada. Ve konumuz spiritüelizm…

Diğer yazı ise birilerinin Levh-i Mahfuz’dan bazı satırları alıp, altına da muhalefet cümlelerini dizmesinden oluşuyor. Çok zevkli oluyodu, eskiden bunların cevaplarını birer birer veriyoduk. Fakat şöyle bir durum ortaya çıkıyor zamanla. Vakit bolluğu konusunda, cehalet ile rekabete girmek pek mümkün olmuyor. Binbeşyüz senedir aynı geyikleri çevirdikleri için, sonsuz zaman kipinde yaşıyor bu amcalarımız. Öyle veciz bir bakış açısı var ki ortada, neresinden düzeltmeye başlayacağını şaşırıyorsun. Çoluk çocuk tabirinin benim hayatımda pek yeri yoktur. Sevmem. Fakat buradaki duruma da bundan daha iyi uyan başka bir deyiş daha yok. Levh-i Mahfuz, çoluk çocuk düzleminde ele alınamayacak kadar büyük bir konu. Ve çoluk ile asla bir yaş segmentasyonu yapmamaktayım. Bu dünya görüşünün kelli felli amcalarının, ilahi yat-katçılarının hangi düzlemden hayata seslendiklerini gördük. Bkz. Nakit gazetesi.

Bir başka dostum ise sinir olduğunu söylemiş bir yorum için. Ben hiç sinir olmadım. Olumsuz bakış açısına tanıtım, olumsuz bakış açılı elçilerimiz aracılığıyla gerçekleşiyor, hepsi bu. Bi kamyon laf etmiş, içinde tek bir fikir yok. Sadece bir halet-i ruhiyenin dışavurumundan ibaret bir satırlar topluluğu. Altına yazının okuyanı yorum yazmış. ‘Bu yazı için çok teşekkürler. Dedikleriniz ilgimi çekti, ben kitabı alıp okuyup geliyorum’ demiş. Bitti işte bu kadar :) O kadar çok okuyucu çıkmış ki karşısına yazan kimse artık, yazısını yorumlara kapatmış. ‘İnsanlar ne kadar da önyargılı!’ diyivermiş. Buna mı sinir olacağız? İmkânımız olsa da plaket versek keşke. O kadar yararlı şeyler bunlar.

Bu gibi yazılar sıradan, her köşebaşında karşımıza çıkabilen, ortalama yurttaş bakış açıları içermekte. Bunlara cevap yerine ancak merhametimizi verebiliriz. Bu arkadaşlarımızın muhabbetleri o kadar kasvetli ve sıkıcı ki. O yüzden yolum hiçbir adreslerine düşmüyor. Evde bi sürü kedi var. Onlara bak, Allah ve İslam hakkında daha çok şey öğrenirsin.

İşim olmadığında internette epey vakit geçiriyorum ben de. Fakat oralarda değil. Deli gibi okuyorum. Okuduklarım dinle vesaireyle hiç ilgili değil. Ben deli gibi teknoloji kaynaklarını okuyorum, takip ediyorum. Teknolojiyle ilgili yazılar deviriyorum. Yabancı kaynaklardan haliyle. Analizler, yorumlar, ar-ge’ler. Amerika’da patent başvurularını günü gününe takip ediyorum meselâ. Çok şey katıyor bana. Benim ‘İslam’ araştırmalarım, yeni teknolojilerin diyarında gerçekleşiyor. Onların aklı fikri Mekke’de, Medine’de. Bense genelde Silikon vadisinde oluyorum. Beklerim efendim :)
imza Yeni oyuncak...

Bu arada yeni oyuncağım geldi. Çok seviyorum kendisini. Çok ısındık birbirimize : ) Yatmaya çıkarken bile yanıma alıyorum, yanıbaşımda uyutuyorum kendisini. Tanıştırayım. Ipad…

 Yeni oyuncak...