Okuyanlar ve Duymayanlar… Ve Okumayanlar…
Bu gece gerçekten çok hararetli bir tartışmanın içindeydik. Tartışmaın içinde olanlar yabancı değiller iki kuzenim ve abim.. Kuzenlerimden bitanesi ve ben bir taraf diğer kuzenim ve abim bir taraf gibi bir ortam oluştu. Hararetli tartışmanın fitilini ateşleyen kitaplarının versiyonlar şeklinde çıkması ve kitapların fiyatlarıydı. Kitapların versiyonlar şeklinde çıkması ve her çıkan kitabın satış fayatının yüksek bulunmasıydı çıkış noktası.. Tüm insanlığa hizmet eden bu kitabın neden bu kadar yüksek fiyatta satılmasına karşı itirazlar vardı.. Ve itirazların iskeletini oluşturan şuydu; Sürekli versiyon yenileyen bir kitabın yazarı neden sadece eklemeler yapılan metinleri bir araya toplayıpta ince bir kitap oluşturup 3-5 tl ye satmaz.. Onun yerine eski versiyonu olduğu gibi kullanıp üstüne yeni metinleri ekleyip 18 tl fiyat koyarak piyasaya sürer.. Tamamen ticari bir kaygı olduğunu öne sürdüler( kitabı okumadıklarını belirteyim)…

İnsanın okumadığı bir kitaba, yapısal teklifler getirmesi ilginçtir. Ben de Ay’a hiç gitmedim. Burdan gökyüzüne bakıp MIR Uzay istasyonunu ters koymuşsunuz, çevirin onu demiyorum. Aslında demeli belki de, hayat daha eğlenceli olabilir :) Şakası bi kenara. Benim ilgi alanım okuyanlar. Bir de duymayanlar var. Onlara duyuralım, haberdar edelim, derdim bu. Okuyanlar ve Duymayanların dışında kalan sınıf ısrarla Okumayanlar sınıfı. Ve o sınıf benim ilgi alanıma hiç girmedi, girmiyor, girmeyecek de. O sınıfın geyik tadındaki soruları hiç bitmez. Kitabı önlerine bedava koysan gene okumazlar. Bu bedavalık onlarda başka kuşkular doğurur bu sefer. Bu değirmenin suyu nerden geliyo, ne malum bu kitabı derin Amerikanın, falanca topluluğun finanse etmediği? derler de derler.
Biz, ancak bilimsel merak duygusu gelişmiş damaklara hizmet veriyoruz. Okumayanlara dönük bi yayınımız yok. Dolayısıyla bu cevabım abine, kuzenlerine değil, doğrudan sana. Baktım, somut bir öneri, yeni bir fikir çıkabilir mi bu itirazdan diye. Matesüf. Biz aslında onların bahsettikleri şeyi yapmışız. Peygamber Çocuklar tamamen yeni eklemelerden oluşan bir kitap. İçinde eski yoksa tamamen yeniyse sorun nedir? 18 TL olması mı? O kitap benim için 18 Lira değil 9 Lira. Biz bu ücrete veriyoruz. Aradaki 9 Lira’ların araştırması için senin kuzenleri Diyenar, Remzi yetkilileriyle görüştürmek lazım. Tümüyle bizim dışımızda bir konu. Biz de 3-5 liraya veremiyoruz sadece üretim maliyeti zaten 5 lirayı buluyor. 4 yıldır bitip tükenmeyen bu gibi kuzen sorularına cevap veriyor olmaktan gocunmuyorum. Birilerinin bana içinde liralar geçen bu cümleleri yazdırması, bunun eğlencesi bana yetiyor. Bir tarihte onların da buradaki komikliği farkedeceklerini biliyorum. Komik olmakla gülünç olmak arasındaki acı verici farkı farkedeceklerini de biliyorum.
Okumamakta ısrar edenler tarafından fiyatı sürekli gündeme getirilen ürün bir KİTAP. Yani ben buradan şunu anlıyorum. Shakespeare’i bugün görme, ona Hamlet’le ilgili iki satır soru sorma şansım olsaydı bunu nasıl değerlendirirdim? Ben, Hamlet’in bilinçaltı arzularını sorardım belki ya da bu eşsiz kitabın alternatif başka bir sonla bitip bitmemesini hiç düşünüp düşünmediğini sorardım. Ama anladığım kadarıyla senin kuzenlerin Shakespeare’i görselerdi soracakları soru ‘Usta bu malın sana girişi kaç para?’ şeklinde.
Metallica’yı pekçok severim ben. Haklarında da pekçok şey okumuşumdur. Pek çok röportaj da okumuşumdur. Bu kadar sorunun arasında Metallica’ya ‘CD’leriniz neden 12.99$?’ diye bir soru sorulduğunu hatırlamam. Metallica 10 tane albüm yapsa da alsam dersin. Hiçbir eserin karşılaşmadığı sorularla biz muhattabız, bu bir açıdan normal. Sorup sorabileceğin her soruda buradayız dediğimiz için. Her soruya olduğu gibi, bu soruya da göğsümüzü gere gere verecek cevabımız var. Her soruda olduğu gibi bu soruyu da cevaplamak, ama bu soruları soranlardan olmak konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Levh-i Mahfuz diye bir kitap yeryüzünde ortaya çıktığında soracağın soru bu mudur?
Kitabı okumamaya gerekçe haline gelmiş bu itirazların mistik bir yönü yok. Maliyet muhasebesiyle, pazarlama, satış bilgisiyle kişilerin kendi kendilerine cevaplayabilecekleri sorular bunlar. Philip Kottler’in Marketing Management kitabında bu soruların bütün yanıtlarına erişilebilir. Kitap 60 lira yalnız…
Ürün 1000 yıl önce sadece üründü. Demiri nal şeklinde bükebildin mi, at gelip seni buluyordu. Günümüzde işler böyle yürümüyor. Ürün sadece elinde tuttuğun değil. Ürün, onu sana ulaştıran toplam bir mekanizmanın parçası. Bunlar hep Marketing Management’tan bu arada. Levh-i Mahfuz’dan değil.
Ürün 4P’dir. Price, Product, Promotion, Place. Çağımız kompleks hal aldıkça, bu P’lerin sayısı giderek artıyor. Ben bıraktığımda 7P’ydi.
Product’ı yazdım bitti yoktur. Hazret-i Muhammed bugün gelse, üstesinden gelmesi gereken mekanizma gene budur. Place… Getirdiğin kitabı insanlara ulaştıracak olan ağ. Onlar olmadan elindekinin eser olduğunu söyleyemezsin. Hazret-i Muhammed bugün gelse, Kur-an’a vereceği isim ‘ideoloji’ değil ‘ürün’ olacak ve izleyeceği akış da Marketing Management teorisinden başkası olmayacaktı. Misyonerler gibi sokakta bedava kitap dağıtacağını düşünmüyorduk herhalde değil mi? Kendisine servet teklifiyle gelen sermaye sahiplerine ‘Bir elime güneşi verseler, diğer elime de ayı gene de hayır’ diyen bir insan evladını, ‘bugün yaşasaydı bir finansör edinirdi’ diyerek hayal etmek, kişinin Kur-an’dan anladıklarını gözden geçirmesi gereken bir durum.
Maliyet muhasebesinde önemli bir şey var. Ürün maliyeti, sadece üretim maliyetinden oluşmaz. Seri üretimin maliyetinin yanında asıl önemli olan seri üretilecek prototipin maliyetidir. Tabi bizde ar-ge kültürü pek olmadığı için, maliyet muhasebesi geliştirmeden değil üretme maliyetlerinden oluşur. Iphone’u alırsın 1.000 dolara. Iphone’u parçalarını ayırdığında, parçaların maliyeti 250 dolardır. 750 dolar kâr mıdır peki? Hayır değildir. Adam sadece antenlerin çekip çekmediğini test ettiği merkezine 100 milyon dolar harcadı çünkü. Levh-i Mahfuz’un prototip maliyeti nedir? Hindistan yaylalarında gurulara hediye vermeler karşılığında alınan bilgilerle yazılmadığı için nispeten düşüktür. Etiket fiyatının 60 lira olmamasını, bilginin özden gelmesine borçluyuz sanırım. Lakin özünü dinleyebilmenin de koşulları var.
Unutmayalım. Hazret-i Muhammed bugün yaşasaydı, Hira’sında Kur-an yazmaya çekildiğinde Cebrail’in dışında, ayda bir düzenli, esrarengiz bir ziyaretçisi daha olacaktı:
EVSAHİBİ.

Yazı yazın
No Comment