…
Sevgili buRAK,
Bu kitaplardan bir kısmını, gönüllü dostlarla temizler nasiplilerine dağıtma görevini alabiliriz.
Bulunduğumuz Adreste 20 yıla yakındır Allah’ı anlatırız. Yoldan her geçene değil
tabiki. Onun işaret ettiklerine. Anlatılanlardan alacakları
olan gelir alır. Kısacası yapılan iş nokta atışı gibi. Allah’ın
gönderdiklerini onun namına ağırlar, yükünü indirir, İkram
ederiz. Bu ikram daha çok manevi olur. Başka bir dostumuz
da dünyevi ikram getirmişse orada bulunanlara paylaştırırız.
Kitaplar da bu yöntemle okurlarına kavuşacaktır.
Biz İzmir’den sizden bu konuda iyi haberler bekliyoruz.
Adresimiz:
Ayrıca kediye de yuva olabiliriz. …’de bütün yaz boyunca kedilere kermes yapıyoruz.
Kendi kedilerimizle yaşamak isteyen bütün kedilere açık
bahçemiz. Onların ihtiyaçları için bu kermesden ve sergilerden
alınan kesintiler kedilere baze nde köpeklere gidiyor.
Serginin en güzel yerinde yatarlar. İş yaparken kucağına
gelir bırak işi beni sev derler. En büyüğü 19 yaşında.
Seve seve kediciğe yuva oluruz.

Ponçik için bi ev ortamı olamazsa, yeni adresi şimdiden belli. Ponçik Han :)

Mekân…
buRAKcım kitabını açlıkla ama sindire sindire ve içimin ferahlamasını hissederek okuyorum.
Okuma aşamasında, kitabın kapağını her kapatışımda ,bu kitabı etrafımdaki bazı insanlarında okumasını çook istiyorum.
Hepsine hediye etmek benim bütçemi çok aşar.Alın desem sözde kalabilir.
Bu kitabı sipariş veripte bekleme aşamasında iken, okuyan can arkadaşım bana dedi ki ”fitre ve zekatlarımızı dağıtırken illa ki birilerinin karınlarını doyurmak gerekmez.Onların ruhlarınında doyurulmaya ihtiyacı var ,ve bu kitabı alıp birilerine hediye etmek benim için fitre ve zekat vermek yerine geçecek.O sebeple ben bazı arkadaşlarım adına bu kitapları alıp dağıtacağım.” Tabii o da bunu yaptı ve siparişini verdi ama sonuçta dedim ya bütçe çok insan var ama bir yere kadar onunda gücü. Onun mekanı kalabalık bir handa bulunan bir atölyedir ve tüm bizler gibi düşünen kişilerin de uğrak yeridir. Bu atölyede sadece el işlerinin üretimi yapılmaz ,oradaki konuşmalarımızla biz Allahı daha sıcak haliyle sever, ruhumuzda büyük açılımları da onun sayesinde yaparız. Bu konuşmalar saatlerce sürer ve kendimizi kaybedip akşamın bir vakitlerinde oradan çıkınca kocalarımızdan yiyeceğimiz zılgıtların da çok önemi olmaz. Çünkü öylesine bazı şeyler olumlanmış ve ruhumuzda öyle güzel açılımlar olmuştur ki pozitifliğimiz, kocalarımızın çemkirmelerini çoktan bastırır geçer. :))
Bu işin mizah yönü ama burası bu kitapların dağıtılması ve doğru insanları bulması adına sonuna kadar doğru bir yer diye düşünüyorum.Keşke bu mekanda sen de birgün olabilsen ne kadar doğru bir yer olduğuna öylesine inanırdın ki…

O kadar güzel anlatmış ki dostum o mekânı, oraya şöyle bi gidip geldik. Ne güzel bi hanmış orası. Hah unutmadan. Kitaplar çoktan yola çıktı.

Fitre…
Ramazan sonunda zekat ve fitre verilmesi icin fetva verenlere soruluyor ama biz fetva mercii olmasak da dostlarımız
düşünce ve duygularımızı paylaşma adına sorduklarında bu bayram kitap verin diyoruz. LM kitabını.
Vereceginiz kücük bir para o anlık ihtiyacın minik bir kısmını halleder. Bu kitabı okumaya hazır olanlara
alıp verirseniz ruhu arınma yöntemlerini öğrenir, cesaret bulur, yürekli olur. Sıkıntılarına daha akılcı
cözümler bulmada yeni adımlar atabilir. Mideyi doyurmak yerine ruhu doyurmak daha hayırlıdır
diyoruz. Minik aileni ve LM ailesini sevgiyle kucaklıyoruz.
Yerim ben o kipriyi…
Sevgili buRAK,
Bence kitaplarımızın kütüphanelere girmeleri lazım!…
Elden ele gezmeleri lazım!!
Cem-evlerine göndersek?? Camilerin almayacağı kesin ama Cem-evleri alır, diye düşünüyorum.
(Bu konuda Alevi bir arkadaşımla ilgili bir anımı da yollamıştım)
PS: Evde Afrika pigme kirpim var, kedi maması yiyor ve tuvaletini kedi kumuna yapıyor :D
Sivri Biber’in fideosunu yollamak geldi icimden…
Elhamdürillah hayvanız ;)
…
Tanrı’nın doğum-günlüğü: Keyfekeder güncellenen gayri-periyodik yayın. :)))))
Çok tuttum bu tanıtımı. İlahi buRAK, sen beni güldürdün ya Allah da seni güldürsün… :))
Bu gece, KDR gecesi, kutlu olsun her birimizin KDR’i hepimize…
…
bugün yapmamam gerektiğini düşündüğüm bir işi yapışımın hemen bir kaç salisesi sonrasında kendi iç dünyamda onunla yüzleştim..
içimden yükselen sesin nerden geldiğini merak edip durdum ben.. halbuki o sesin geldiğ yer muazzammış.. o ses bugün bana dinlediğim bu sesin aslında çift yönlü olduğunu olumlu ve olumsuzu bir arada barındırdığını ve arasıra bu sesin kendi içsel sessizliğim olduğunu fısıldadı..
buna göre olumsuz yönde vukuu bulan sesler bana ve egoma yönelik sunumlar gerçekleştirmekte, özüme değil genelde şeklime ve şemalime bakmakta, beni yaftalamakta ve eksikliklerimden dolayı pişmanlık duymam gerektiği piskolojisini bana dayatmakta.. eğer içimden gelen bu olumsuz sese kulak verirsem egomu harekete geçirmiş oluyor ve onun bana anlık hazlar yaşatarak gerçek mutluluktan uzaklaştırmasına olanak sağlıyorum.. eğer bu olumsuz sesi dinlemezsem hemen ardından, herhangi bir zor durumda kalmış insanın imdadına yetişirmişcesine, bir ses yanımda peydahlanıyor.. ve onu dinlemeye başlıyorum.. bizden bahsediyor.. gerçeklerden.. olması gerkenlerin nasıl gerçekleştiğinin izahını en ince ayrıntılarına kadar anlatıyor bana.. zihnimdeki karmakarışık soruların cevaplarını çok açık ve net şekilde anı anına cevaplıyor.. o pozitif sesin söylediklerini dinlemek iç huzurunda ötesinde anlamlandıramadığın bir huzur duygusu yaşatıyor hücrelerime.. sonra bana soruyor beklentilerimin neler olduğunu.. kendimi gerçekleştirmek diyorum ben de.. ve gerçekleşmesi tüm gerçek olması gerekenlerin.. bugün burada ortaya çıkan bu düşünce dalgasının somutlaşması bir an önce.. kalıcı özgürlük..kalıcı barış.. ve o olumsuz ses tekrar giriyor araya ama bu sefer daha olgun.. olumsuzluğunun sadece ona yüklenen bir misyonu olduğunun farkında.. ve benimle tanıştığına memnun ve asla pes etmeyici.. ne kadar olgun olursa olsun aynı zamanda görevinin de bilincinde.. ‘seni olumsuzluğa düşürmek için yakalayacağım hiç bir fırsatı kaçırmayacağıma dair söz veriyorum’ diyor.. bende elinden geleni yapmasını,bol şans dilediğimi ve daha da önemlisi çoğu zaman buna ihtiyacım olduğunu belirtiyorum kendilerine.. sonra tekrar dönüyorum olumlu sese.. beni anladığını hissediyorum, benim de onu anladığım şekilde.. sonra sıcacık bir tebessüm yüzlerde.. hem ben de hem onda ve diğerinde.. hepimiz mutluyuz.. gerçekleştirmek üzere bir rüyayı her yolcu yoluna gidiyor.. ve olulmu ses seleniyor son kez, her nerde ve nasıl olursa olsun yanındayım diye..güvenli terkediliş..
bugün kadir günü ve gecesi.. em tanrıyla birlikte oldum, hem şeytanla aynı mekanda.. ikisininde söyleyecekleri çok şey vardı bana..
ve bugün öğrendim ki aslında var olduğunu sandığım tüm gerçeklik algıları gerçektan varlar ve ben bu algıları değiştirme kapasitesine haiz olan yeteneğe sahip yegane varlığım ve kadir gecesinin kadrine sahip tüm kişilerin ilacıdır değişim..
değişim ve gelişimin birliğinde güzel bir kadir gecesi geçirmeniz dileğiyle.. :)
Proje yarışması…
Elimizde 100-200 tane Levh-i Mahfuz 2.0, TDG ve PYC var. Bunlar bi sebepten satılmamışlar. Boya sürecinde kırmızısı cilde bulaşmış ya da baskısında okunmasına engel olmayacak estetik problemler olmuş. Bunları nası değerlendirmeli diye düşünüyorum. O yüzden ufak bi proje yarışma düzenlemek istedim. Bunları nasıl değerlendirelim. Fakat fikir değil proje yarışması olduğuna dikkat çekmek isterim. Misal ‘Bunları NASA pilotlarına gönderelim okusunlar’ gibisinden fikirler değil, ‘bana gönderin şuralara şuralara ulaştıralım’ gibi olması lazım. Kolilerce kitap… Elde bez, temizlenmeleri de gerekebilir. Projeleri bekliyoruz.
Not: Yanında promosyon bi kedi de verebilirim. Sarı renkte, Ponçik marka :)

Görsel meyve ziyafeti…
Bizim evin Aşerme Top Ten listesinde Şeftali 1 numarada. Şeftali benim de en sevdiğim meyvedir. Dün, bana verilen tariflere uygun şeftaliyi bulabilmek için epey bi şeftalici gezdim :) Ve bu kocaman gülleleri buldum. Arada da bu fotoğrafı çektim. Renkler muazzam geldi… Kapkara topraktan bu kadar canlı rengin çıkmasına şaşırıverdim. Bakınız şeftali mucizesi. Sümsüper zihin açtı örnekte görüldüğü gibi :)

Binlerce kitapçıya fiziksel mektup gonderecek olan çuf çuf makineler çalışmaya başladı……
Enerci…
yok böyle bi enerji..öyle bir aile olmuşuz ki sitenin sayfasını açtığınızda çarpıyor sizi..sevginin yarattığı mutluluk sarıyor bir anda..kdr günü ya bugün,dileğimiz tüm insanlık hissedebilsin bu sevgiyi..hep birlikte kutlayabilelim Tanrının Doğum Gününü..
not:bugün doğum günüm,ayrı bi enerji doluyum:)
SMS at, Esma-ül Hüsna cebine gelsin…
Zamanını tam hatırlamıyorum yaklaşık bir, iki yıl önceydi. Pensilvanya’ da ki amcanın televizyonunda şöyle bir reklam gözüme çarptı. “____ numaraya SMS atın cebinize Esma-ül Hüsna gelsin. Salavat gelsin. Nazar duası gelsin Ve bugün sitemizdeki yazıları okumak için geldiğimde Nihat Amca’nın da Turkcell le anlaşarak fetva hattı açtığını okudum ve hemen 1400 yıl önceye gittim.
1400 yıl önceye gitmem oradan sarık, cübbe, sakal, hurma ve misvak getirmek için değildi. Tanrının Doğum Günü’nün hayatıma girdiği 2007 temmuz ayından beri ben hep o günlerle bugünlerin en kadar da çok kesiştiğini fark ederim. O gün Ebu Cehil, Ebu Lehep ve Ebu Süfyan’ın ve avanesinin yaptığını bugün yukarıda isimlerini belirttiğim amcamlar ve benzerleri yapıyor.
1400 yıl önce o gününün sisteminden beslenen Ebu Cehil ve Ebu Lehep’in Hz Muhammede itirazlarını öğrenelim. SEN NE ANLATIRSAN ANLAT, AMA BABALARIMIZIN DİNİNE DOKUNMA. Bu itirazları babalarının dinine sadakatten olsa insan olarak diyecem ki, İnsan sadakati yanlış algılamaktan dolayı hata yapabilir. Ancak ne yazık ki bunun için değildi. Onlar köylerinde ve çöllerde yaşayan bedevi Araplara PUT lar satıyorlardı. Yani babalarının dininden besleniyorlardı. Rızık putu, bolluk putu, rüzgar putu,yağmur putu vs.vs ihtiyaca göre putları satıyorlar ve bundan nemalanıyorlardı. Geçimleri babalarının dinindendi.
Falanca numaraya mesaj at cebine Esma-ül Hüsna gelsin diye reklam verenlerde aynı işi yapıyorlar. Dün Ebu cehil ve ekibi Tanrıya giden aracıları paraya tahvil ediyorlardı. Şimdikiler daha ağır bir suç işliyorlar. Onlar doğrudan Allah’ı kullanarak, İslam’ın adını kullanarak ipe sapa gelmez fetvaları paraya tahvil ediyorlar. 1400 yıl önceki amcamların bugünkü versiyonları dibe fena çakıldılar. Eğer Levh-i Mahfuz çıktığında içinden yepyeni, korunmuş bir Kur’an çıkmasaydı, normal bir kitap olarak konumlansaydı bu kitap bu amcamlar yine sırça saraylarda keyiflerini bozmadan İnançlarını aynı pişkinlikle paraya tahvil etmeye devam edeceklerdi.
Çok enteresan bi tesbit. O günün toplumunun değer yargılarına ve inanç sistemine göre Muhammed’ de bir ateistti. Ondan 1400 yıl sonra bir delikanlı çıkıyor. TANRI’nın 2. SÜRPRİZİ. KUTUDAN YİNE BİR ATEİST GENÇ ÇIKTI. İkinci bir sürpriz. TANRI BİR KİTABIN İÇİNDEN BİR BAŞKA MUHTEŞEM KİTAP ÇIKARDI.
Şimdi bu iki filmi birleştirelim. Amcamların bütün kurdukları cemaatlerin ortak paydaları
1. Muhakkak bir vakıfları var. Aidat topluyorlar.
2. Muhakkak yayın organları var. (Rekor pensilvanya da ki amcamda. Ona yetişmek çok zor)
3. Biraz kanlı canlı olanların Televizyonları var.
4. Ne enteresan kendilerinin özel camileri var.
5. Birçoğu eğitime el atmış vaziyetteler ve okul, dershane işletiyorlar.
6. bir sürü kitap, cd, dvd … Yani paraya tahvil edilebilecek her yol.
1400 yıl öncekilerin karşısında bir Muhammed vardı. Talihsizliğe bak ki, bugünkü amcamların önünde akıllanmazlarsa ben diyeyim binlerce, siz deyin milyonlarca Muhammed var. Fabrika seri üretime başlamış. Bu amcamların cesaretini de sana söyliim güzel kardeşim. Bu amcamlar seri üretime başlandığının daha farkına varamadılar. Eğer onun farkına varsalar çoktan İslam üzerinden paraya tahvil ettikleri kazançlarını Mekke yada Medine de uhrevi bir havada afiyetle yemek için çoktan memleketlerini bile terk ederlerdi. Ancak daha akılları seri üretime başlanıldığını algılamış değil. Levh-i Mahfuz ciddiyetini kavradılar fakat, Fabrikadan seri üretim Muıhammed yetişmeye başladığına akılları bir türlü daha basmadı.
1400 yıl önce 40 yaşında bir Muhammed bir toplumu komple değiştirip, bu değişimin enerjisini arap yarımadasının dışına çıkarıp fiziki olarak gitti. 1400 yıl sonra ateist bir genç bu sefer bir Muhammed’den milyonlarca üretim yapacak düğmeye bastı. Muhammed’in getirdiği Kur’an-ın içinden korunmuş ahir zaman hakikati çıkararak.
Eğer amcamların aklı buna bassaydı ya gelip iman ederler, ya da kazandıkları paranın sefasını sürmek için memleketi çoktan terk ederlerdi. Tanrı üzerinden kazandıkları bu paranın sefasını ne kadar sürebilirler, onu bilemem ama artık verecekleri kararlarda bile ne yapacakları hususunda sıkışmış vaziyetteler. Bakalım gün ola, harman ola, İslam üzerinden paraya tahvil çalışması nereye kadar devam edecek. El mi yaman bey mi yaman diyelim ve her şeyi zamana bırakalım. Biz üzerimize düşeni yapmak şartıyla…
Çocuk işte…
Sevgili buRAK, 10 yaşındaki oğlum Alp’e, geceleri Levh-i Mahfuz’dan bölümler okuyorum. Sürekli elimde gördüğü için merak edip ona da okumamı isteyen kendisi oldu üstelik… Şimdiler de de yeni merakı senin günlüğün. Son bir kaç akşamdır, laptopun karşısında kafasını kafama dayayıp, bana yazıları yüksek sesle okutuyor. Çok keyif alıyoruz :)
NOT: Yazılanlara benim kadar şaşırmıyor bu çocuk…
EK: Uzun bir yazına rastlarsak “ne kadar uzun yazmış” deyip homurdanıyor. Kalkıp dişlerini fırçalamaya gidiyor. Ben de içimden okumaya devam ediyorum :)
P.S: Büyüyene kadar nasılsa cevapları keşfederim deyip, soru sormaktan çekinmemeyi oğluma itinayla öğrettim. Büyüdü ve bana “dabbe”yi sordu çocuk! Daha 10 olmamıştı bile! Ve ben tam da o gün okumuşum, içime sindirmişim (tesadüf demeyelim, ayıp olur :) Net bir cevap verdim. Rahatladı. Konu kapandı… Sonra baktım, annemlerin yazlığında, Türkiye’nin dörtbir yanından gelen çocuklar “dabbe”yi konuşuyorlar PSP oynarken! Kulaklarıma inanamadım. Grubun yaş ortalaması 9! “senin babanın laptopu kaç megabayt?” muhabbetinin arasında açılan konuya bak! Lafı açan çocukda gözler faltaşı, kafa karışık, bırakamadığı bu korkuya ortak arıyor. Diğer çocuklarda korkularıyla onu yüreklendiriyor. Ben de bunlara meyve suyu servisi yapıyorum şok bir halde :) Bir tek benimki irkilmiyor oda da, oyunun tadını çıkarıyor :)
Şimdi ruhuma, aklıma ve mantığıma sinen cevaplarımla oğlumun olası sorularını keyifle bekliyorum :)

İnsanların çocuklara ve çocuklarına karşı küçümseyici olma anlayışını yıkan bir mesaj. Çocuk işte ne bilsin. Çocuk, acemidir. Bilgisiz değildir. İnsanların çocuklarına ‘öğretme’ telaşı da cahilce. Eve bir çocuk geldiyse, ondan ne kapabilirim diye bakmalısın. Yukarıdaki anne gibi. Bir eve çocuk geldiyse, eve profesör gelmişcesine etrafını sarmalıdır herkes. Yaşadığımız hayatta, yedi çocuk yapsa bile çocuklarından gram birşey kapamamış ebeveynler görürüz. Kapamamak bir yana, çocuklarında var olan, hazır yüklü geldiği bilgileri de silme konusunda inanılmaz yeteneklidirler.
Son söz: Levh-i Mahfuz okuyucu ailesinin, diğer herkesin yaptığı gibi çocuklarını sınav ateşine atmak yerine, alternatifler düşündüklerini, devrimci yollara koyulduklarını görmek istiyorum. 2011′den en büyük siparişim bu.

Kediler…
İnşallah ona da bir sıcak yuva bulacağız…Yakındır :)
Bizdeki KANKİyi ameliyat ettirsem mi, yoksa bir doğum yaptırıp, o güzel duyguyu ona yaşatıp sonra mı yaptırsam diyorum… Karar vermek çok zor :(
Sizinkilerde durum nedir ? Veteriner “hemen yapalım abi, heryer kedi yavrusu dolu” diyor… Gerçekten de dikkat edince ortalıkta çok yavru kedi var… Ne yapsak acaba ???

Kedigillerin, dünyada nesli en son tüknececek tür bence :) Bunlar insanlığı da gömerler, oynamaya devam ederler. Bu konuda hiç tereddüte mahal yok. Bizde 3′te 3, kedigiller sünnet edilmiş durumda.
‘Şaşırmak’, şaşırmamaya karşı geliştirilmiş yegane ilaçtır…
Sevgili buRAK… Neden şaşırdın ki? Bkz.TDG “Çalılardan-Msn’e” . Teşbihte hata olmasın ama : Yıllardır bir çok ilahiyatçıyı ihya etti o özel kanallardaki, gazetelerdeki bol reklam alan sohbet programları. Ama ben isterim ki bu elektronik sistem bizi tanısın. Bizim her fetva isteyişimize göre özelleşsin. Bizim ilgilendiğimiz konuları direk karşımıza bir istemeden seçenek olarak çıkarsın… Allah’ım hiç bir toplumu cehalet ile sınama, yardımzı ol.
Saygılarımla,
Eşek mesajı… Rampada arabasına yüklenen sürücü mesajı aldı…:)
“EŞEK” DEYİP GEÇMEYİN…!!!!!!!
Her ne kadar insanoğlu
türlü akılsızlıkları
eşşeklikle nitelendirse de
en güzel gözlere sahip bu sevimli hayvan,
yerine göre çoğu insandan daha akıllıdır…
Eşek, iyi bir yol mühendisidir:
Yokuşları en fazla yüzde yedi eğimle ve
kısa mesafelerde virajlar alarak çıkar.
Dediklerinde…ben de inanmamış
ve nivelman yaptırmıştım (topoğrafik aletle ölçüm).
Sonuç şaşırtıcıydı:%7.
Hani bu konuda çoğumuzun bildiği
meşhur bir Kayseri fıkrası vardır:
1950′li yıllarda
Amerikalı mühendisler gelmiş Türkiye’ye.
Bir kısım imar çalışmalarına
rehberlik ediyorlarmış.
O zamanlarda yol güzergâhını belirleyecek
alet yok, eleman yok.
Nafı’a mühendisleri eşeği yokuşa sürüyorlar,
arkasından, elemanlar şeritmetre çekiyor
ve eşeğin ayak izlerine kazık çakıp
istikamet belirliyorlarmış.
Bunu gören Amerikalı mühendis,
pratiği kavrayamamış ve
sormuş:
- Ne yapıyorlar böyle?
- Rampada yolun güzergâhını belirliyorlar.
- Anlayamadım?
- Eşek %7 eğimin üstüne çıkmaz,
biz de eşeğin izinde kazık çakıp
rampada yol güzergâhı belirliyoruz.
Deyince Amerikalı katılarak gülmeye başlamış.
Yatışınca da sormuş:
- Peki, eşek bulamayınca ne yapıyorsunuz?
Kayserili bozgun…
cevap vermiş:
- Amerika’dan mühendis getirtiyoruz.
—————————————————
Eşek iyi bir kılavuzdur:
Gittiği bir yolu hiç unutmaz
ve o yoldan şaşamaz.
Bu nedenle deve veya katır kervanlarının önüne
daha önce bu yoldan gitmiş
bir eşeği kılavuz olarak koyarlarmış.
————————>
Evet, eşek akıllıdır….
düştüğü çamura bir daha, asla düşmez.
“Eşşek bir defa çamura düşer!”
Deyimi bundandır.
Biz eşek miyiz diye düşündüm,
genele vurursak o kadar bile olamamışız,
çamurdan çıkamıyoruz…
Kolay mı…
KOLAY MI ERKEK BABASI OLMAK?
Çocuğun yetişmesinde ve en başta doğumunda annenin adı babadan önce anılıyor. Anneyle çocuğun özellikle ilk zamanlardaki fiziksel yakınlığı, birlikte daha çok zaman geçirmeleri buna yol açan etkenlerden…
Ancak çocuğun kişilik gelişiminin sürdüğü sırada babanın çocuk üzerinde, hele de erkek çocuk üzerindeki etkisi öyle güçlü ki…
Nasıl olmasın?
Oğul, babasına bakarak neye benzeyeceğini öğrenir.
Babasız bir oğlan çocuğunu ise duygusal ve sosyal anlamda pek çok sorun bekler.
Oğlu buRAK için ne kadar önemli olduğunu bilmek isteyen baba buRAK, böyle buyur…
“ÇOCUĞUM OLUNCA BUNLARI ASLA YAPMAYACAĞIM!”
DEME SAKIN…
Anne-Baba olmadan önce, anne babaların çocuklarıyla olan ilişkilerini gözlemlerken, çoğu zaman, “Benim çocuğum olduğunda bunu asla yapmayacağım” gibi cümleler sarf edebilirsin. Ancak hayalleriniz gerçeğe döndüğünde işler sandığın gibi gelişmeyebilir ve kendine verdiğin sözleri tutamayabilirsin.
Üzülmeyin, anne-baba olmanın asla değiştirilemeyecek bir kurallar dizisi yok!
Her annelik, her babalık o çocuğa özel…
Levh-I mahfuz yüzyılında doğmanın da getirisi çok özel olmalı…
Sevindik…
Seviyoruz….
Seviliyorsunuz…
Bırakalım karışsınlar…:)
Allah sağlıkla kucağınıza almak nasip etsin. İsmini duyunca epey bir şaşırdım, ama her ruh ismini kendi seçiyordu zaten öyle değil mi?
İki buRAK olunca karışıklık olmasın diye bir yol bulmak lazım. Önce buRAK Bebek, demeyi düşündüm ama 30 yaşına gelse de o bizim buRAK bebeğimiz olacaktı. Olmaz, dedim sonra ben ona izninle buRAK Oğul diyeceğim. Doğduğunda o minik ayaklarından öp bizim için de olur mu?
Yeni buRAK eski buRAK üzerinde gençleştirici etki yaptı kesinlikle, sevgiyle…:)
canımm, canımm, canımm yavrum. hoşgelsin, güzellikler getirsin. baharcım canımm kızım güzeller güzeli allahım gücüne güç katsın. buRAKcım canımm kardeşim hayatımıza girdiğinden beri o kadar derin, o kadar tarifsiz sevinçler yaşatıyorsun ki… miniğim buRAK’cım da şimdiden başladı işte:)) sağlıkla, huzurla gelmesini diliyorum.
Işıkla büyüsünler…
Hayırlı olsun.. Benim de ay sonunda bir oğlum olacak.. Allah tüm çocuk isteyenlere ve bekleyenlere hayırlısını versin.. Sağlıkla, mutlulukla, ışıkla büyüsün.. Anneciğine de Allah çok kolay geçecek bir hamilelik versin.. Sevgiler..
Farklı boyuta geçiş…
Levh-i Mahfuzu okumadan önce uzun yıllar Kur’an ayetlerinin meallerini okudum. Anladığım yerler de oldu, anlamadığım yerler de. Ama içimden bir ses beni hep doğrunun Kur’an’dan başka bir yerde olmayacağına yöneltti. Hiçbir gruba katılmayı düşünmedin, hiçbir cemaatin içinde yer almak istemedim ve de hiçbir hocanın kitabını alıp okumak içimden gelmedi. Sadece Kur’an okudum. Belki aynı ayetleri yüzlerce defa okuduğum olmuştur. Bir ayetin anlamını belki 212.defa okurken anlamışımdır. Aslında bu ayet bunu anlatıyormuş neden daha önce farketmedim diye de tepkiler verdiğim çok olmuştur. Fakat bu durumu kendi kendine yaşadığın zaman olay biraz fantastik geliyor. Yani RAB’bın öğretme kuralı gereği bana öğretme sistemi işliyor ama bunun farkında olmadığımdan acaba hissettiklerim doğru mu sorusu da arada aklımdan geçiyordu. Yaklaşık on sene en yakın arkadaşımla birlikde Kur’an meali üzerinde incelemelerimiz devam etti ve günümüz uygulamalarının bazılarının yanlışlığını RAB o yolla bize öğretti. Fakat Levh-i Mahfuz kitabını okuyana kadar sanki hep birşey eksikti. Kur’an okuyorduk ama artık yeni bir açıklama bulamıyorduk. Hep aynı ayetlere aynı bakış açısıyla yaklaştığımızdan dolayı, sanırım birinci düzlemdeki açıklamalarını tekrar eder duruma gelmiştik. Bu nedenle de sanki farklı birşey arıyoruz ama bir türlü bulamıyoruz hissine kapıldık. Levh-i Mahfuz o eksikliği tamamladı. Çünkü bizim Kur’an’ın yüzeysel boyutu ile işimiz bitmişti. Derindeki ikinci boyutunu anlamamız içinde farklı bir yardım gerekiyordu. Yoksa kırk yıl da okusak ayetlere bu bakış açısıyla bakmayacaktık. Bizim boyut değiştirmemizi ve ayetleri hangi derinlikte incelemeye devam etmemiz gerektiğini gösterdiği için Allah’a şükrediyoruz. Sizi de vesile kıldığı için bu duygularımı sizinle de paylaşmak istedim. Artık Kur’an’ın yeni boyutu üzerinden konuşmalarımız ve çalışmalarımız devam edecektir. Bu da bizim “işte aradığım tam da buydu” dediğimiz olaydır. Saygılar
Aleyküm çok selam…:)
Sayın yetkili, öncelikle selam ve sevgilerimi sunarım, seçilmiş insan buRAK kardeşimin bizlerle paylaştıkları inanılamayacak kadar güzel ve ümit verici, kitap o kadar güzelki hemen aldım ve bir solukta ikiyüz küsür sayfa okudum ve hemen ve ne yazıkki çok zorlanarak bir kitapevinden bir adet daha aldım ve bu güzelliği paylaşma ihtiyacımı bir anlık ta olsa giderdim sonra sitenizden bir takımda süpersonik set aldım hemen geldi teşekkürler sonra onları da sevdiklerimle paylaştım, içimdeki güzellikleri paylaşma duygusu o kadar kabarmışki bir anda farkında olmadan kendi okuduğum kitabıda bir sevdiğime vermişim :)
yani anlıyacağınız ben ve bu kitabı paylaşmaktan mutlu olacağım ön elemeden geçen yaklaşık 20 kişi için sizden özel bir fiyat rica etmekteyim, sizin bu konuya hassasiyet göstereceğinizi düşündüğüm için böyle bir talepte bulunuyorum. Umarım nice 20 li sayılara ulaşmak nasip olur.
buRAK kardeşime de sonsuz selam ve sevgilerimi gönderiyorum. ALLAH yar ve yardımcınız olsun…
…
Kadir gecesine 2 gün kaldı TDG okuduktan sonra benim için çok büyük bir anlamı ve heyecanı var artık kadir gecesinin..Kader gecesi yani…….
Yeni çok çalışmamız var…
sizi yürekten kutluyorum…büyülenmiş gibi oldum Levh-i Mahfuzu okuyunca …maalesef yeni okuma şansım oldu…okuma şansına eriştiğim için de çok mutluyum…gönlünüze sağlık… Yeni kitap çalışmanız var mı ? varsa ismi ? ve ne zaman okuyucu ile buluşacak ?
Proplem geçiciydi, giderildi…
Ben bu yazıyı okumadan az önce kapıda ödeme seçeneği ile sipariş verdim.Geç kalacaksa hemen gidip bir kitapçıdan edineyim.Beklemeye sabrım yok.Zira şu kitabı okumak için sabırsızlanıyorum. Napiim??
Güzel eyler…
bebişinin sevincini paylaşıyorum şu an.sevinçten gözlerim doldu.siteye girip tüm eski yazılanları okumaya başladım.kaçırdıgım çok güzel paylaşımlar vardı…sana hep yazmak ve paylaşmak istiyordum içimdekileri.bu güne kısmetmiş..
öncelikle benim levh-i mahfuzla kucaklaşmam tamamen ilahi bir güçle oldu,tabiki hepimizin öyle…kastettiğim,ne senden haberdardım,ne kitaptan,ne söylenenlerden,ne bir tavsiye ne bir yergi…sadece kitapçıdaydım ve o orada pek çok kitabın arasındaydı.hatta çok okunanlardan bir kitap almaya gittigimi hatırlıyorum.
ama kitabını görür görmez o tarafa yöneldigimi,elime alıp dokundugumu,adeta bir kavuşma yaşadıgımı,ve bunu mutlak okumalıyım,mutlaka diye düşündügümü hatırlıyorum.sonrası aynı.dur durak bilmeden koudum.çalıştıgım için çalışma araları,ögle tatillerinde ,pek çoklarının okudukları görülmesin diye açık alanlarda,kalabalık alanlarda okumaktan kaçınmalarının aksine,özellikle buralarda okudum.kimi ne kalın kitap dedi,kimileri agır degilmi kas yapmıyormu dedi,kimisi direkt konusu ne diye sordu bu hiç tanımadıgım insanlar…daha okurken,aynen öyle,bende böyle düşünmüştüm,bunu dah önce bende notlarıma almıştım,haklıymışım dediğim yerler ile ilk kez karşılaştıgım ve nasıl olduda ben daha önce bunu göremedim,düşünemedim dediğim yerler…aglamalar,şok edici bir bilgi ve bazen kendimi elimde kitap ,ne kadar süre öylece donup kaldıgımı bilmeden cansız bir yerlere dalmış vaziyette bulmalarım.ilk kez içimdeki tanrıyla konuşmalarım…ben daha önce de tanrımla konuşurdum,ama o dinleyen ve cevap vermeyen,bense hep konuşandım,bu kez cevaplarda alıyordum,hemde tam gögsümden,kulşagımın dibinden… neden benle daha önce konuşmadın diye sordum,daha önce bana hiç kulak vermedinki,duyasın dedi…
ARTIK ONU DUYABİLİYOR VE ANLIYORUM…Sana teşekkür edilmez,ne desem yavan,eksik bir tadda..sana minnettarım desem az,sadece iyiki varsın…hz muhammedimi sevdiğim kadar seviyorum…baharı seviyorum,buRAK ı seviyorum,hepinizi çok seviyorum..
Bu arada ömrümde ilk defa geçen hafta,yaklaşık16 yıldır oturdugum bu evin balkonunu kendi ve 6 yavrusu için yuva seçen bir sokak kedim ve 6 yavrum oldu..neden ben ,neden onlar,neden şimdi anlayamadım.tam da kendim için yaradandan bir eş,bir sevgili,bir yuva istediğim zamanlarda…bunu anlattıgım bir arkadaşım ,şaka ilede olsa,allah sana yuva veya eş vermeyecek ki al sana arkadaş,bu kedilere yuva ol,sana yuva yok demiş dedi) öyleyse bile başım üstüne…O beni benden daha iyi bilir ve daha çok düşünür diyorum..ne eylerse güzel eyler yaradan…
seninle bir özel hissimi paylaşmak istiyorum.ne zaman yazdıklarını okusam,ne zaman resmine baksam,iç sesim BU ali,Hz ali diyor…ama hep..sakın onu veya hayatını,sözlerini vb.çok bildiğimi,yakınlık kurdugumu falan sanma..yok öyle birşey,aksine hiç bilmem..ama hissedişim böyle…açıklaması zor…
her gün tanıtıma nasıl yardımcı olurum,kimlere daha okutmalıyım diye düşünüyor,ve uyguluyorum.bende ordayım..seninleyim.hepimiz,ben,o,biz,bilmeni istedim..
Farkın…
Sorduklarında;”yaratıcı bir güç var ve O na inanıyorum ama hiçbir dini kabul etmiyorum ” derdim.Kelimelere çok iyi dökemesemde varolduğunu bildiğim mantıklı açıklamaları bu kitapta bulduğum için çok mutlu ve eskisine göre çok daha umutluyum hepimiz için.
Farkındalığımızın sürekli olması dileği ile…




